Senin dünyada evin yansa dünya başına yıkılır araban kaza etse daha büyük musibeti tasvir edemiyorsun işinden kovulsan kıyâmet kopmuş gibi etkilenirsin bu etki ebedi evin âhiretin vesikası olan iman için olmuyorsa sende iman var mı diye düşün!
Bir evin bütün pencerelerini kırdıktan sonra gidip kapısını çalamazsınız. İnsanların kalbini kırdıktan sonra, insanlardan sevgi beklemeyin... #W.
Reklam
Mesafe, kilometrelerle değil; kalple ölçülür. Bazen aynı evin içinde, aynı masada otururken bile aranda fersah fersah mesafeler olan insanlar olur. Sesini duyuramazsın, gözünün içine baksan da ruhunu göremez. Yanındadır ama aslında hiçbir yerde yoktur. Sonra dünyanın bir ucunda, haritada yerini bile belki zor bulacağın bir yerlerde biri belirir. Sadece iki kelime yazar: "Ben buradayım." İşte o an anlarsın ki; mesafe coğrafi bir uzaklık değil, tamamen bir fedakarlık meselesidir. Seni anlamak isteyen, sesindeki o küçücük kırgınlığı yakalamak isteyen insan için kıtalar sadece birer detaydan ibarettir. Uykusundan böler, işini gücünü bırakır, aradaki saat farkını hiçe sayar ve bir çırpıda ruhunun yanı başında biter. Çünkü gerçek bağlar gözle görülmez, mesafelerle ölçülmez. Gerçek bağlar; "sana ihtiyacım var" bile diyemediğin o en çaresiz anında, seni kilometrelerce uzaktan hissedebilen o kalplerle kurulur. Seni kilometrelerce uzaktan bile sarıp sarmalayan, varlığıyla mesafeleri anlamsız kılan o özel insanları çok iyi biliyorsun...
1000Kitap
Bir gün kitap kokan bir evin olacak..
"Camı kırılan herkese koşarsın, evin yanar bir başına izlersin. Hayat biraz da böyledir..."
Bir kapıyı aralar gibi… Hiç bozulmadan duran bir akşama geri dönebilseydik mesela. Annemizin sesinin hâlâ evin içinde dolaştığı bir güne. Henüz vedaların bu kadar gerçek olmadığı bir zamana. Kahkahamızın içimize batmadığı, sarılmanın sıradan sayıldığı anlara… Sanırım insan en çok, geçip giderken kıymetini anlayamadığı zamanları özlüyor. Ve bazı anılar vardır; üzerinden yıllar geçse de zihinden değil, bedenden hatırlanır. Bir koku gelir, bir şarkı çalar, bir ışık düşer bir yere… Ve insan bir anda artık var olmayan bir ana geri döner. Belki de bu yüzden özlem, sadece birini değil; bir zaman hissini kaybetmektir. Çünkü bazı insanlar gidince, onlarla birlikte bir evin sesi, bir mevsimin anlamı, bir “eskiden” duygusu da gider. Ve insan bazen sadece şunu ister: Bir kez daha aynı masaya oturabilmeyi. Hiçbir şeyin henüz eksilmediği bir ana, kısacık da olsa dönebilmeyi…
Reklam
Reklam