Söyleme Bilmesinler: İç Dünyalara Bir Yolculuk
10/10
·200 syf.··
2026 9. kitabı
Kitabı okurken en çok etkilendiğim şey, yaşananların farklı aile üyelerinin gözünden aktarılması oldu. Aynı evin içinde yaşanan bir durumun anne, baba ve çocuklar tarafından ne kadar farklı anlamlandırılabildiğini görmek, insan ilişkilerine dair önemli bir farkındalık kazandırıyor. Çoğu zaman bir olayın yalnızca görünen yüzüne odaklanıyoruz; oysa bu kitap, her davranışın ardında ayrı bir duygu, ihtiyaç ve hikâye olabileceğini gözler önüne seriyor. İnsan ilişkilerine dair çok yönlü düşünmeye çalışan biri olarak, bu kitap bana farklı bir derinlik kattı. Her karakterin iç dünyasına ayrı ayrı temas etmek, aynı gerçeğin insanlar tarafından ne kadar farklı yaşanabileceğini yeniden hatırlattı. Psikolojiyle ilgilenen biri olarak, aile içi dinamiklerin ve kuşaklar arası aktarımların karakterlerin düşünce ve davranışlarına nasıl yansıdığını okumak oldukça etkileyiciydi. Her karakterin kendi içinde haklı olduğu noktaları görmek, insan doğasının ne kadar karmaşık ve çok katmanlı olduğunu bir kez daha hatırlattı. Bazen anlamak için yargılamaktan vazgeçmek gerekir; bu kitap da tam olarak bunu anlatıyor.
Söyleme BilmesinlerŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202524,1bin okunma
Yaşamayı arzu etmeyen bir hayat, sona erme yoluna girmiştir.
9/10
·517 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
38 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 20:09
Martin Eden alt sınıftan gelen bir denizcidir ve arkadaşının ailesi burjuvazi bir ailedir. onlara gittiği bir yemekte evin kızı olan Ruth'a vurulur ve ne kadar bilgili olduğunu görerek kendi cahilliğini görmemişliğini saklamaya çalışır. O günden sonra kendini okumaya, edebiyata ve felsefeye verir. o yükseliş ona çok şeyler kazandıracakken başarının anlamsızlığa dönüştüğü bir yolculukta buluverirsiniz kendinizi. Toplumdaki insanların değer yargısının yüzeyselliğini görürsünüz. Yazar bireysellik ile sosyalizm arasında bir gerilim kurmuştur. Martin bireyci ve kendi çabası ile yükselmek istemektedir. Toplum ise başarıyı onayladıktan sonra Martini kabul eder. Martin öğrendikleri ile mutluluğu yakalamıştır. Onun fakir olduğu dönemlerde yüzüne bakmayanlar yazdığı yazılar para etmeye başlayınca burjuva sınıfına sokmak isterler. Bu iki yüzlülüğü çok içerleyen Martin içine kapanır. Yanlızlığa ve anlamsızlığa sığınır. Başarı mutluluk getirmemiştir. Çok etkilenerek okuduğum bir kitap oldu. son sayfasına kadar zevkle okudum. Kitabın hiçbir bölümünde sıkılmadım. Tavsiye ederim. 477 sayfada yazılan şiirin hoşuma giden kısmını paylaşmak isterim "Bir canlı sonsuza dek ömür sürmez Ölü adam hiçbir zaman dirilmez En yorulmuş nehir bile dinlenmez Denize ulaşmadan salimen."
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,7bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
İnsanın en büyük yarası sevgisizliktir...
10/10
·188 syf.··
Beğendi
·
2026 81. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 13:54
Bir çocuğun en büyük yarası nedir sizce? Kırılan oyuncakları mı, düşüp dizinin kanaması mı, yoksa zamanla unutulur giden küçük hayal kırıklıkları mı? Ben bu zamana kadar birçok şey sayabilirdim… Ta ki Evin’i tanıyana kadar. Yarım Hece, bir çocuğun iç dünyasında sessizce büyüyen en ağır yarayı anlatıyor: yarım kalmışlık. Ve daha da acısı… anne sevgisizliği. Evin… Görünürde bir çocuk. Ama içinde kocaman bir eksiklik taşıyan, kimsenin tam olarak fark etmediği bir yara. Ah Evin… Sen aslında annenin sevgisizliğine kurban gittin. Bir çocuk hiç suçlanır mıydı? Hiç bir anne, kendi çocuğunu eksik hissettirecek kadar soğuk olabilir miydi? Suna, Evin’i neden suçladı? Bir çocuk, sevgisizlikle büyümeyi nasıl seçer ki? Evin, dayanamadığı o boşlukta Aylin olmak istedi… Çünkü bazen insan, kendi adını bile taşıyamaz hale gelir. Sevilmediği yerde, kendinden kaçmak ister. Evin; sevgisizliğin içine doğmuş minicik bir kalpti. Ve en büyük trajedisi de buydu: Sevilmeyi öğrenemeden büyümek zorunda kalması… Bu roman, sadece bir hikâye değil; birçok çocuğun içinden sessizce geçen çığlığın adıdır.
Yarım HeceMerve Arslan · Tilki Kitap · 202529 okunma
8/10
·360 syf.··
2026 166. kitabı
Starling Malikanesi #okudumbitti Bu kitap “perili ev” diye başlayıp, ev fikrinin kendisini kalbinizin tam ortasına yerleştiriyor. Eden kasabası daha ilk sayfalarda boğazınıza kömür tozu gibi oturuyor; yoksulluk, umutsuzluk ve “buradan çıkış yok” duygusu çok canlı. Opal’i de bu yüzden hemen benimsedim. Sert, köşeli, bazen hatalı kararlar alan biri ama hepsi o hayatta kalma modundan… Kardeşi Jasper için göze aldıkları, onun sevgisini romantize etmeden, tam da gerçek hayatta olduğu gibi “dişini sıkıp devam etme” hâliyle anlatılıyor. Ve Jasper’la aralarındaki bağ, hikâyenin duygusal omurgası gibi. Starling Malikânesi ise tam anlamıyla bir karakter. Kapı gıcırtısı, koridorların soğukluğu, sisin ağırlığı… Sanki ev yalnızca “korkutmak” için değil; bir şeyi hatırlatmak, bir şeyi saklamak ve bazen de sizi sınamak için yaşıyor. Okurken birkaç sahnede gerçekten o evin içinde sessizce yürüyormuşum gibi hissettim. Böyle atmosfer kurabilen kalemleri çok seviyorum; Alix E. Harrow burada beni yakaladı. Arthur Starling’e gelince… İlk anda klasik “mesafeli, huysuz” görüntüsü veriyor ama sayfalar ilerledikçe onda asıl baskın olan şeyin öfke değil yorgunluk olduğunu anlıyorsunuz. Üstüne yapışmış korkuyla yaşayan, yük taşıyan bir karakter. Opal’le dinamikleri de tam kararında: Romantizm var ama kitabın önüne geçmiyor; daha çok iki yalnız insanın birbirinin karanlığını tanıması gibi ilerliyor. Benim için kitabı özel yapan taraf, canavarları “süs” gibi kullanmamasıydı. Korkunun merkezinde aslında aidiyet, miras, lanet dediğimiz şeyin aileden mi evden mi kasabadan mı bulaştığı sorusu var. Opal’in “hiçbir yere ait değilim” hissiyle, bir yuvayı korumak zorunda kalması… Bu çatışma çok iyi çalışıyor. Finalde de hem gerilim hem duygu tarafı tatmin ediciydi; kitabı kapattığımda sanki kapıyı
Starling MalikanesiAlix E. Harrow · Eksik Parça Yayınları · 202612 okunma
Puan vermedi·120 syf.··
2026 92. kitabı
Yalnızlık Kime Benzer- Semih Gümüş Yalnızlığın resmini yapacak olsam...resme kabiliyetim yok ama düşsel resimlerini yapabilirdim sanırım... Üsküdar sahilinden Eminönü'ne dalıp giden bir gölge adam çizerdim mesela...elinde sönmeye yakın bir sigara..acelesiz...ayakta bir yalnızlık... Yürürken...eski bir mezarlığın yanından geçerken...eskimiş isimler, kurumuş kemikler, derviş ridasıyla serviler... sessizliğin örttüğü yaşanmışlıklar...şu eski mezar taşında heceleyerek okuduğum eski harfler...bir silik isim...kimsenin umrunda olmayan aşkları, hayal kırıklıkları...ne aidiyet ne illiyet...sadece yan yatmış bir mezar taşı...yanından geçip gidiyorum işte...yürürken yalnızlık... Kitaba gelemedim hala...kitaptaki...aşkta yalnızlık...evin önündeki bir çift ayakkabı bile yalnızlık işareti aslında... İkinci bir çiftin olmayışı....dokunduğunda çekilen bir ten...azap...tekil bir yalnızlık...yanındakine ulaşamamak...gözlerine bakarken bir aynada kaybolmak... Nietzsche'nin dediği gibi. Uzun süre bir uçuruma bakarsan uçurum da senin içine bakar...ama kitaptaki...yazar düşmek istedikçe kaçan bir uçurum... Yalnızlık çoğaltılamaz...aslında tekrarlanamaz da olsa gerek... çünkü her defasında aynı yalnızlığı yaşamaz insan... Ve Lâl...o karşılıksız uçurum...ismi ne güzel seçmiş yazar...lâl û ebkem...konuşmayan bir mihrap sevgili...ve işte yalnızlığın hâtimesi...kime benzer yalnızlık? Kafka kadar yalnız!!! Gerçekten o kadar yalnız mısınız? Kısa bir gülüş... Franz Kafka kadar yalnız....
Yalnızlık Kime BenzerSemih Gümüş · Can Yayınları · 2017150 okunma
Puan vermedi·130 syf.··
2026 103. kitabı
Meral Akman Birben Eseri elime ilk aldığımda beni kapağında yazan ”Unutmanın Kıyısında Bir Kadın”yazısı kendine çekti.İnanıyorum ki bu eser,okuyan herkesin yüreğine dokunacak ve ömrümce unutamayacak. Unutmanın kıyısında olan bu kadın,bir zamanlar uzun,sarı lepiska saçlara sahip olan Birben di.En büyük hayali balerin olmaktı ama annesi asla balerin olmasına izin vermedi.Pilot olan babası balerin olmasına olumlu yaklaşsa da evin huzuru kaçmaması için ikinci evliliğini yaptığı eşinin dominant tavırlarına hayır diyemedi ve kızının yanında olamadı. Bu olay Birben in yüreğinde derin yaralar açtı ve genc yaşta görücü usulü evlendi Evlendiğinde mahallenin en popüler kızıydı.Moda tasarım okuyan Birben muazzam elbiseler çiziyordu.Hemen hamile kalan Birben e,maddi sıkıntı yaşayan damatlarina destek olmak icin ailesi en işlek caddede kızlarına giyim mağazası açtı.Kocası Rıfat,bekarken işlediği suçtan hüküm giyince Birben kucağında çocuğuyla yıkıldı.Eşinin serbest kalmasına cok sevinen Birben in sevgisi kocasını evde tutmaya yetmedi.Anne ve baba sevgisinden yoksun büyüyen Rıfat,sevgisini gösteremeyen,kadınlara sevgi göstermenin acizlik olduğunu kabul eden zavallı biriydi.Uğradığı şiddetlere dayanamayan Birben,Rıfat tan ayrıldı ama sonra da istediği mutluluğu elde edemedi İnsanın çocuklukta aldığı derin yaralar,ömür boyu onunla birlikte yolculuk ediyor arkadaşlar.Bir sahil kasabasında huzurla yaşlanmayı hayal eden Birben,demans hastalığına yakalandığını öğrendiği anda geçmişini unutmadan not almaya başladı.Oğluna yük olmamak icin ömrünün son dönemini huzurevinde herseyi zamanla unuturak yaşamayı seçti.Bu seçim beni üzdü Yazarın psikolojik tahlilleri güçlü ve akıcıydı.Psikoloji ve kişisel farkındalık adına kaleme alınan bu eserde çocukluk travmalarına ve aile bağlarına konuk
BirbenMeral Akman · Octopus Yayınevi · 202618 okunma