Bir çocuğun istediklerini almak ve karnını doyurmak değildi anne ve babalık. Yüreğin doymadığı her yerde ruhun aç kalıyor. Bir evin oluyor ama bir yuvan olmuyor.
Sayfa 158·Kitabı okuyor
Ve ben bir kristalim, onun içinde çözülüyorum. Beni sınırlandıran o parlatılmış taşların eriyerek uzaklaştığını hissediyorum. Kayboluyor, eriyorum onun kucağında. Gittikçe ufalıyorum. Aynı zamanda büyüyor, engine doğru genişliyorum. Çünkü o, kendisi değil, evren. Ve bir an için ben ve sandalye bir vücut haline geldik. Antik Ev’in girişinde gördüğümüz büyüleyici tebessümlü yaşlı kadın, Yeşil Duvar’ın gerisindeki vahşi orman, kara topraktaki gümüşi yıkıntılar ve uzaklarda, çok uzaklarda çarpan bir kapı; bütün bunlar benim içimde, benimle birlikteydiler, kalp atışımı dinliyor ve hızla akıp gidiyorlardı...
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Düşlerim bu kum tepelerinden, bu aydan, karşımdaki bütün bu şeylerden çok daha gerçekti. Ah, bir evin en güzel yanı insanı barındırmasında, ısıtmasında, duvarlarını size açmasında değil, içimize yavaş yavaş bu sevgileri, tatlılıkları, bu sevecenlikleri biriktirmiş olmasındadır. Yüreğimizin ta derinliklerine, kaynak suları gibi düşlerimizi doğuran belirsiz yücelikleri salmasındadır. Ey benim Sahra'm, yün eğiren bir kız büyülemiş seni boydan boya.
Alıntı
Kendini evinde hissetme
Ama evin aslında bir mekan olmaktan çok oradaki insanlarla ilgili bir şey olduğunu hepimiz biliyoruz.
Soru:Üç imamımıza göre umrâ ve rukbânınhükmü nedir? Cevap:Umrâ câizdir. Hibe edilen şey artık hibe edilen kişiye, öldükten sonra da vârislerine ait olur. Rukbâ ise Imam Ebû Hanîfe ve Imam Muhammed'e [rahimehumullah] göre bâtıldır. İmam Ebû Yusuf [rahimehullah] ise câiz olduğunu söylemiştir. (Umra):Örneğin bir kişiye, 'Ömrün boyunca bu evi sana hibe ettim" demek. Hibe eden kişi, hibe ettiği kişi öldükten sonra evin tekrar kendisine ait olmasını şart koşmuştur. Bu hibe sahihtir. Fakat şart bâtıldır. Ev hibe ettiği kişinin mülkiyetine geçer, öldükten sonra da vârislerine kalır. )Rukbanin)"Senden önce ölürsem evim artık senindir. Fakat sen benden önce ölürsen ev tekrar benimdir" diyerek hibe etmek.
Onlar 14 nurarada oturuyorlardı ve Wendy hayatlarına girene dek evin en mühim kişisi annesiydi. Romantik düşüncelere sahip hoş bir hanımdı, bir de öylesine tatlı, alaycı dudakları vardı ki... Bu romantik düşünceleri, muammalı Doğu'dan gelen iç içe geçmiş kutulara benzerdi: Kaç tane açarsanız açın, içinden hep bir tane daha çıkar. O tatlı, alaycı ağzının sağ köşesinde de Wendy'nin asla koparamadığı bir öpücük belirgin bir şekilde dururdu.
Alıntı