Her şeyin zamanı, ve gökler altında her işin vakti var;
Doğmanın vakti var, ve ölmenin vakti var;
Dikimin vakti var, ve dikilmiş olanı sökmenin vakti var;
Öldürmenin vakti var, ve şifa vermenin vakti var;
Yıkmanın vakti var, ve bina etmenin vakti var;
Ağlamanın vakti var, ve gülmenin vakti var;
Dövünmenin vakti var, ve oynamanın vakti var;
Taşları atmanın vakti var, ve taşları devşirmenin vakti var;
Kucaklaşmanın vakti var, ve kucaklaşmadan çekinmenin vakti var;
Aramanın vakti var, ve yitirmenin vakti var;
Saklamanın vakti var, ve atmanın vakti var;
Yırtmanın vakti var, ve dikiş dikmenin vakti var;
Susmanın vakti var, ve söylemenin vakti var;
Sevmenin vakti var, ve nefret etmenin vakti var;
Cengin vakti var, ve barışmanın vakti var.
Kral Süleyman, Zebur
Hiçbir ruhbilim kuramı, anımsama ve unutma temel görüngüsünün birbirine bağlantılı bir açıklamasını yapmayı henüz başaramadı; hatta olgusal olarak gözlemlenebilen şeyin tam bir çözümlemesi de bugüne dek başlatılmış değildir. Bugün, düşlerin ve patolojik görüngülerin incelenmesinden, uzun süre önce unuttuğumuzu sandığımız bir şeyin bile ansızın bilincimizde yeniden ortaya çıktığını öğrendiğimizden beri, unutma, anımsamaktan daha güç bir bilmece haline geldi denebilir.