Klasik bir Halit Ertuğrul kitabı.
Olayları yaşanmış hikayelerden bizzat alıyor. Ben diliyle anlatıyor. Sıcak, samimi bir havada günlük bir dille anlatıyor. Herkese ulaşabilmek olan amacına da böylece ulaşıyor. Ara ara risale-i nur külliyatından bölümlere ya da ayet tefsirlerine değinerek anlattığı konunun iyice sindirilmesine, soru işareti kalmamasına gayret ediyor.
Gerek günümüzde gerek geçmişte gerekse gelecekte meşhur olma hayalleri ile benliğini, geldiği yeri ve konumu unutan nice kişilere hatırlatma niteliğinde ibretli bir olaylar serisi... Kimseye güven olmayacağını, o şatafatlı dünyanın dışardan göründüğü gibi olmadığını çok net bir şekilde anlatmış.
"Güzellik kraliçesi" temasıyla bir madde haline getirilen, dış güzelliğinin ağına takılıp iç güzelliklerine uzaklaşan kızlarımızı ne güzel anlatmış.
Nilüfer'in Seyda'ya olan "Allah için sev" içerikli sevdası, Seyda'nın ise kaybettiği eşine yine manevi hasletleri sebebiyle tek ve biricik bakıp sadakatle yaşaması, günümüzde ayaklar altına alınan aşk-sevgi hislerini yeniden yüceleştiriyor.
Bir solukta okunacak, ders alınacak bir hayat hikayesi... Keyifli okumalar
Önceki halimi düşündüm. Yolu yürürken herkes bana bakar, laf atar, çirkin saldırılarda bulunurlardı. Ama şimdi yanımdan geçenler başlarını yere eğip gidiyorlardı. Demek ki örtü Bir bez parçası değil, bir namus, bir iffet ve emniyet unsuru idi. Herkese, her yana bağkurluk ve ciddiyet yayıyordu.
Ya Rabbi. Sen bize imdat et. Meğer sen ne kıymetli nimetler, ne mükemmel uzuvlar, ne pahalı ikramlar vermişsin de biz bunları bilmiyoruz, kıymetini taktir etmiyoruz. Ancak onları kaybedince kıymetini anlıyor, onları taktir ediyoruz.