Kızıl Gerdan
10/10
·528 syf.··
2026 1. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 01 Ocak 2026 00:00
Kızıl Gerdan Pınar Salman Merhaba kitap dostlarım #Kızılgerdan kitabı ile geldim. Bu kitap beni gerçekten çok etkiledi… Yazarın kalemini daha önce okumuştum ama bu kitap bambaşkaydı. Daha derin, daha karanlık ve çok daha gerçekti. Her karakter özenle yazılmıştı ama Nazlı ve Balca… İkisine de ayrı ayrı üzüldüm. Özellikle Balca’nın gerçek ile kurgu arasındaki çizgide sıkışıp kalışı, hem görevini hem kalbini sorgulamak zorunda kalması çok etkileyiciydi. Bazı insanlar susarak daha çok şey anlatır ya, Balca tam olarak öyleydi. Çocuk yaşta omuzlarına yüklenen sorumluluk, sevdiği bir insan uğruna vazgeçtikleri ve kimseye anlatamadığı yalnızlığı. Ali Cihan ise benim için kitabın en güçlü karakterlerinden biri oldu. Ali Cihan demek güven demek. Sertliğinin altında sakladığı vicdanı, doğru bildiğinden vazgeçmeyişi ve yaşadıklarıyla yüzleşme şekli beni kendine hayran bıraktı. Açıkça söylemeliyim: Ali Cihan’ı çok sevdim. Yan karakterler ise asla “yan” kalmamıştı. Hikâyenin her noktasında bir iz bırakan, olayları derinleştiren, ana kurguyu besleyen karakterlerdi. Hiçbiri fazlalık değildi, aksine hikâyeyi daha da güçlü kıldılar. Kitabın aksiyon, gizem ve gerilim dozu çok dengeliydi. Sırlar yavaş yavaş açılırken merak hiç düşmedi. Ne zaman “tam çözdüm” desem yeni bir detay çıktı karşıma. Geçmişle bugün arasındaki bağlar, saklanan gerçekler, söylenmeyen cümleler hikâyeyi sürekli diri tuttu. O karanlık atmosferi sayfalardan hissetmek mümkündü. Bu kitap sadece bir hikâye anlatmıyor; güvenmeyi, kaybetmeyi, susmayı, yüzleşmeyi ve bazen en büyük sırların insanın kendi içinde saklı olduğunu hatırlatıyor. Bitirdiğimde uzun süre etkisinden çıkamadım. Bazı karakterler vardır ya, kitap bitse de zihninden gitmez… İşte bu kitap onlardan biri oldu benim için. Kısacası; çok sevdim, çok etkilendim ve
1000Kitap
Kızıl GerdanPınar Salman · Pukka Yayınları · 2025208 okunma
Bu incelemede ürün yerleştirme yoktur(krem temizleyici dahil)
5/10
·120 syf.·
2025 29. kitabı
Hay senin ocağına gaz veren firmanın boru hatlarına emi... Ocak da ocak, ocak da ocak, kafamızı s.ktin resmen. Her alıntının peşinden gidip her kitabı da okumamak lazım geldiğini öğrendik sayende neyse ki. Okumaya başladıktan sonra kitabın bir üçlemeye ait, hem de üçlemenin ikinci kitabı olduğunu öğrenmiş oldum lakin kitap bittiğinde dahi, bir üçlemeye ortadan dalmanın verdiği bir eksiklik veya huzursuzluk hissetmedim. Huzursuzluğum daha çok, terk edilmenin de verdiği kudurmuşlukla sürekli aynı cümleleri kurup kafa s.ken Franz'dan, yani anlatıcımızdan kaynaklandı diyebilirim. Bir gün karısı, sekiz yaşındaki çocuklarını da alıp evi terk ediyor, sonrasında boşanıyorlar da tabii ve anlatıcımız, alıyor eline kağıdı kalemi, karısına hitaben bir mektup yazar gibi döşendikçe döşeniyor. Yirmi yıllık bir evlilik, başlarda ben de öfkesine hak verdim, bunca sene emek edilmiş ilişkilerin ardından öfke, pişmanlık, hayal kırıklıkları gibi duygular hissetmeden, bunların deşarjını yaşamadan hayata devam etmek pek de mümkün olmasa gerek. Gelgelelim anlatıcımız bir süre sonra ölçüyü kaçırıyor, olayı mizojiniye varan bir seviyeye getiriyor ve karısı özelinde, aslında tüm kadınlarla hesaplaşır hale geliyor. Bence buna gerek yok. Nasıl ki bir kadın terk edildiğinde, aldatıldığında vs. "Bütün erkekler aynısınız" kalıbının kullanılmasına karşı geliyorsak, aynı şeyi hemcinslerimizden de beklemek icap eder. Yoksa böyle böyle birbirimizden soğuyacağız, haberiniz ola. Yapay zekalı seks robotu satan firmaların gazına gelmeyin emi guzum :) Kitabın alıntılarını sitede görene değin, kitaba dair pek de bir fikrim yoktu doğrusu. Zaten öyle bir şey olsa, üçlemeye ortadan dalmazdık değil mi? Ama sitenin de kabahati var bu durumda, zira seri kitapların açıklama kısmına, hangi serinin kaçıncı kitabı
Edebiyat
Ev, Kadınlar, SeksMargit Schreiner · Yapı Kredi Yayınları · 2023741 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·287 syf.··
2025 49. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 11 Ağustos 2025 22:16
Mustafa Necati Bursalı’nın Hz. Hatice-i Kübra kitabını (288 sayfa) okudum ve Hz. Hatice’nin (r.a.) hayatını daha yakından tanımak için büyük bir hevesle sayfaları çevirdim. Onun, Peygamberimiz’in (s.a.v.) ilk eşi, ilk Müslüman ve destansı bir aşkla bağlı destekçisi olarak bende yeri çok özel diğer annelerimize ayrımcılık gibi olmasın. Kitabın iki kısımdan oluştuğunu ve ilk 193 sayfanın roman tarzında yazıldığını bilmiyordum; kaynak azlığı nedeniyle kurgusal anlatım tercih edilmiş, bu da beni hayal kırıklığına uğrattı, çünkü daha ilmi ve tarihsel bir anlatım bekliyordum. İlk kısım, Hz. Hatice’nin doğumundan önceki cahiliye dönemini, insanların bidat ve vahşetlerini anlatıyor. Kurgu, annesi Fatıma ve babası Huveylid üzerinden ilerliyor; Varaka bin Nevfel’in onlara hakkı hatırlatmasıyla renkleniyor. 152. sayfaya kadar Hz. Hatice doğmadan dönemin karanlık atmosferi aktarılıyor. İkinci kısım ise 90 sayfada tarihi gerçeklere dayanıyor; Hz. Hatice’nin Peygamberimiz’le evliliğini, fedakârlığını ve nesl-i pak-i Nebi’yi devam ettiren anneliğini hadislerle işliyor. Aralarındaki aşkı yansıtan şu konuşma beni derinden etkiledi: (Hazret-i Hatice (radıyallâhu teâlâ anhâ) validemiz bir kaç kerre O’na evlenmesini teklif etmişlerdir: - Yâ Resûlallah, ben ihtiyar bir hanımım, sizin arzularınıza artık cevap veremiyorum. Ya evlenin yahut da ben elimle size birkaç câriye temin edeyim. Teklifinde bulunmuşlardır. Fakat Allah’ın Resûlü her defasında bu teklifi tebessümle karşılıyorlar ve: - “Allah’ın lütuf ve ihsanı olarak bana sen kâfisin” buyuruyorlardı.) Hz. Hatice’nin, Peygamberimiz’in hayattayken tek eşi olması ve üstünlüğü kalbime dokundu. Kitap beklentimin altında kaldı, çünkü Hz. Hatice’yi daha derinlemesine tanımak istiyordum. Manevi bir okuma arıyorsanız etkileyici, ama tarihsel
Hz. Hatice-i Kübrâ (Radıyallahu Anha)Mustafa Necati Bursalı · Çelik Yayınevi · 2013941 okunma
Puan vermedi·320 syf.··
2025 71. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 30 Temmuz 2025 18:10
Merhabaaaa Ayyy okuduğum gibi hemen bitirdiğim kitap çok tatlı bir çiftti diyebiliriz. Ben kendilerini sevdim kızımız Esme başı dik bir kız, kızımızın kendisine kimsisn karışmasını izin vermiyor ne kadar bu olaylardan uzak dursada ama ne yazık ki inadı inat tabiki dikine gidecek ve işi halledecek ne kadar zoru oynadığını buradan anlıyoruz. Esme ve Çakır Efe Allah’ım siz nasıl güzel nasıl tatlı nasıl bebekler ben bu çifti çok sevdim ama ya sizi yerim yer. Bir fotoğrafın buralara kadar geleceğini nereden bilebilirdik ki birde her şeyin o kadar güzel işlenmesi ve güzel gitmesini sevdim. Yan karakterlerimiz var birde hepsi çok ayrı mükemmel çiftlerdi ben bunlar bayıldım hepsi birbirinden ayrı mükemmel çiftler. Hele Emir ve Senem ikilisi tanışmaları bir hayli bu çift için mükemmeldi komikti görür görmez vurulduk yalan mı kuzgun ve hale ablamız var tabiki ayyy bu çift abi ne olsun istiyorsunuz gidin evlenin düzlein dedik evlendiler kskslslsls ama güzel oldunuz ya siz ben sevdim.
İmera FeraPayelll · Parola Yayınları · 2025264 okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2025 15. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2025 21:55
Üniversite yıllarımdan beri düzenli okumaya, okuduğumu derinlemesine anlamaya çalışan biriyim. Ancak son zamanlarda her kitabın bana aynı bakış açısını sunduğunu hissetmeye başlamış, adeta bir okuma tıkanıklığı ve isyan noktasına gelmiştim. Tam bu sırada, yeni tanıştığım arkadaş çevremin vesilesiyle bir kitapla yollarımız kesişti. PDF olarak şöyle bir göz atmak için açtığım bu esere, daha ilk üç sayfasından itibaren büyük bir tutkuyla bağlandım. Size kitaptaki karakterlerden ya da olay örgüsünün detaylarından bahsetmeyeceğim; isimler vermek de istemiyorum. Çünkü mühim olan isimler değil, yaşanan duyguların ve olayların ruhumuzda bıraktığı o derin tesirdir. Kitaptan heybeme kalan en büyük ders şu oldu: Siz siz olun, gönlü gönlünüze denk olan biriyle evlenin. Sadece "seviyorum, aşığım" diyerek körü körüne yaşanan çıplak bir aşkın, mantıktan uzaklaştığında insanı nasıl bir yıkıma sürükleyebileceğini gördüm. İnsan; severek, gönül vererek ama aynı zamanda aklın ve mantığın süzgecinden geçirerek bir hayat kurmalı. Toplumumuzdaki o meşhur "Evlendirelim, düzelir" bahanesinin aslında hiçbir şeyi düzeltmediğini, tam aksine Anadolu’nun o "arızalı" diyebileceğimiz karakterlerini nasıl çoğalttığını bu eserde net bir şekilde müşahede edebiliyoruz. Mantıktan yoksun bir evliliğin ya da çarpık bir ilişkinin doğuracağı tablo, insanı tamamen duygusuzlaştırıyor; kadın olsun erkek olsun, kişiyi hayattaki asıl sorumluluklarından ve kendisi olmaktan alıkoyuyor. Beni en çok sarsan bir diğer felsefi sorgulama ise insan doğasına dairdi. İnsan, kendi zekasından ve doğrularından neredeyse hiç şüphe etmiyor. Hep en iyisini yaptığını düşünerek kör bir özgüvenle yoluna devam ediyor. Oysa hiçbirimiz kusursuz değiliz. Her birimizin sırtında görünmez birer kambur, yüreğinde iyileşmemiş yaralar ve
1000k
KamburEsra Kahya · Osmangazi Belediyesi Yayınları · 2021489 okunma
Nice Kaybolmuş Gençler Adına : Octave
8/10
·300 syf.·
2025 72. kitabı
“Hayatının hikâyesini yazmak için öncelikle yaşamış olmak gerekir; yani bu yazdığım, benim hikayem değildir. (…) Ama benden başka aynı acıyı çeken pek çok insan var; benim çektiklerimle ilgileneceklerini pek sanmasam da onlar için yazıyorum. Kimse aldırış etmese bile ben yine de sözlerimle, kendi kendime iyileşmiş, tuzağa yakalanmış tilki gibi kapandaki ayağımı kemirip kurtulmuş olacağım.” [Octave; Birinci Kısım, Birinci Bölüm, s.3] -------------------------------------------------- Alfred de Musset, 19.yy Fransız edebiyatının en önemli isimlerinden biridir. Özellikle Victor Hugo gibi Romantik yazarların çevresinde seyreden ve bu yazarları oldukça yakından takip eden bir kalemdir. Bir Zamane Çocuğunun İtirafları, Musset’ın iki tiyatro eserinin ardından okuduğum bu üçüncü eseri, yazarın 26 yaşında kaleme aldığı yarı otobiyografik, tarihî ve insan psikolojisini çarpıcı bir üslupla anlattığı romanıdır. Olabildiğince duygusal tepkilerden bağımsız, objektif bir şekilde yansıtmaya çalışacağım.. :) Okuru ilk başta klasik aşk teması üzerine kurulmuş bir konu karşılar. Henüz 19 yaşındaki Octave, 3 yıl içinde başından geçenleri anlatır. Hikayesi ise, gözünün önünde sevgilisinin onu aldattığına şahit olmasıyla ve kendisinin de arkadaşı olan kişiyle girdiği çatışmada kolundan yaralanmasıyla başlar. İyileşme sürecinde karakterimiz içine düştüğü durumu ilk izlenim olarak ihanet öyküsü başlangıcı olarak anlatır. Fakat, yazar hikayesine başlamadan bir önceki bölümde bir girizgâh yapar, ki bu bölüm olmasa klasik ve yavan bir konu işleniyor zannedilebilirdi. Bahsi geçen bölüm, genç karakterimizin de içine doğduğu toplumun buhran çağına denk gelmiş bir neslin ferdi olarak okuru hazin bir tabloyla tanıştırır. İmparatorluk savaşlarının olduğu bu dönem, özellikle Napoléon yönetiminin ardından insanların hayal
Edebiyat
Bir Zamane Çocuğunun İtiraflarıAlfred de Musset · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022119 okunma