Ülkeyi boğazına kadar dine batırıp gencecik insanlarda yaşama sevinci bırakmadılar. #EnesKara #CemaatYurtlarıKapatılsın #DiyanetKapatılsın #ZorunluDinEğitimineHayır
Dinsiz Gençlik değildir o, dini bireysel bir konu olmaktan çıkartıp toplumsal bir konuya dönüştüren, sorgulamadan inanan, dini gereğinden fazla gündelik hayta karıştıran neslin aptallıktan ve cahillikten kaynaklanan hatalarını kapamaya çalışan gençliktir #eneskara #diyanetkapatılsın #cemaatlerkapatılsın
Sadece cemaat yurtları değil, diyanet de kapatılsın, bütçesi tarım bakanlığına aktarılsın, bu ülkeye sülük kadar faydası olmayan soytarıların mercedeslerle gezip elinde kuranla yalan söylemelerinden bıktık. #CemaatYurtlarıKapatılsın #EnesKara #diyanetkapatılsın
Türk-İslam kültüründe eşcinsellik hem gelenek hem de inanç bakımından kabul görmeyen, doğal bir eğilimdir. Ayrı ayrı incelendiğinde kendisine sağlıklı bir yer edinemeyen eşcinsellik olgusu bu öğelerin birleşmesiyle de günümüzde de kendisine sağlıklı bir yer edinememiş, zaman ve mekan fark etmeksizin toplum baskısı, dışlanma hatta cezalandırma korkusundan mütevellit kapalı kapılar ardında, sessiz bir biçimde hatta belki de yer altında süregelmiştir. Uzun yıllardır İslam dini çerçevesi içerisinde bulunan Türk toplumun kendi eski adet ve anneannesinde yer edinememiş eşcinsellik, dinin de bu konudaki katı tutumunun etkisiyle tamamen kişinin içerisinde baskılanmıştı. Bir kültür ve bir öğreti olmayan eşcinsellik, dönem dönem baskı ve ötekileştirmeye maruz kalsa da kişinin doğasında geliştiği için tamamen silinmedi, silinemedi. Türk-İslam kültürünün mihenk taşlarından yola çıkarak geniş bir perspektifte ve tarihsel bağlamda incelenmesi için Gaznelilere kadar gitmek yeterlidir. İki simge isme bakarsak;Gazneli Mahmud olarak bilinen Sultan Mahmud, Sebük Tekin’in oğlu, 11. yy’da Horasan, Afganistan, Kuzey Hindistan ve Maveraünnehir bölgelerini yönetmiş bir Türk-İslam hükümdarıdır,Ayaz, Mesnevi’de anlatılanlardan yola çıkarak; yakışıklı, gürbüz ve fakir bir gençtir, bir av sırasında köylerine yolu düşen Mahmud’un evine uğradığı çiftçinin oğludur, Sultan Mahmud döneminde önemli görevler almış, yüksek rütbeli bir saray memurudur.Bu iki isim Türk-İslam toplumlarının en büyük kutsiyet atfettikleri şairler olan Mevlana Celalleddin Rumi ve Hafız-ı Şirazi tarafından şiirlerinde birçok defa direkt konu veya dolaylı yoldan motif olarak işlenmişlerdir. Şimdiye kadar yazılan bu isimlerin hepsi tarihte ve kendi alanlarında önemli işler başarmış, üstlerine birçok yazılar yazılmış kişilerdir ve