Bir araştırma; önsezi, tahmin, öznellik, hayal gücü, umut ve hayallerden yola çıkarak, nesnel yollarla ulaşılmış gerçeklerin istatiksel olarak bir temele dayandırıldığı, çoğu zaman büyüleyici bir süreçtir. Hepsi bir arada, hakikat arayışının kilometre taşları olarak kabul edilir.
Pencereden gördüğümüz gece, dışarıdaki katı gerçekliğin çizgilerini muğlaklaştırır. Karanlıkta hiçbir şey birbirinden kesin sınırlarla ayrılmaz. Siyah ve beyaz ortadan kalkar. Kesin yargılara varamaz insan. Gün ışığında insan tüm cevapları bildiğini ve herşeyi olduğu gibi görebildiğini zanneder. Oysa gökyüzü karardığında, önyargılar yumuşar, suçlamalar çekilir ve duygular ortaya çıkar. Alacakaranlıkta tüm keskinlikler belirsizlikle yer değiştirir. Gece pek çok olasılığı içinde taşır. Bir insanı değerlendirmek tüm sınırlarınızı zorlamanızı ve bakış açınızın geniş olmasını gerektirir. Dışarıdan bakarak bir insanın ufkunun nereye kadar uzandığını ölçebilmenize imkan yoktur. Anlama ve tanıma becerisi, kişisel deneyimle kazanılır. Farklı görme bicimleri, sezgiler ve farkındalık, deneyimi zenginleştiren faktörlerdir. Deneyim bize, dışımızdaki dünyanın, düşünce, tutum, duygu ve ihtiyaçlarımızın yansımasından başka bir şey olmadığını öğretir. Bir başkasının neden belirli bir şekilde davrandığını tam olarak kavrayamasak da onun kişiliğini ve kendine ait bir anlam dünyası olduğunu biliriz.