Bu kitapta başından beri beni rahatsız eden bir şey vardı: devlet karşıtlığı, devletin polisinin sürekli acımasızmış gibi lanse edilmesi. Evet yapılan yolsuzluklara, adaletsizliklere ben de çok üzülüyorum, karşı çıkıyorum ama unutulan bir şey var ki bunları yapanlar şahıslardır. Şahıslar hata yapabilir, devleti yöneten zamanın lideri hata yapabilir, onlar eleştirilebilir fakat devlet kutsaldır. Devlete karşı çıkan, vatanını, milletini sevmiyor demektir.
Ahmet Ümit, kitabında gezi parkı olaylarını ballandıra ballandıra anlatmış, gezi parkındaki direnişçilerden sanki Çanakkale neferleriymiş gibi bahsetmiş. Peki bu insanlar ne yapıyordu orada? Amaç her ne olursa olsun vatan toprağında kargaşa çıkarmak, kamu malını tahrip etmek, devlete karşı çıkmak, maddi/manevi zarar vermek vatanperverlik olamaz. Çünkü millet olmak için önce devlete sadık olmak gerekir. Elinden hiçbir şey gelmiyorsa, değiştirmeye gücün yetmiyorsa en azından milletin için, devletin için dua edersin, eşkıya gibi vatanını yakıp yıkmazsın.
Devletten böyle zalim bahsedilirken inanması güç ama dağa çıkan terorist, şefkatli, insan canlısı, yufka yürekli, vatan fedaisi gibi anlatılmış. Benim ülkemin askerine kurşun sıkmak için dağa çıkıp, beceremediği için inen fakat zihniyeti o teroristletle aynı olan insan nasıl örnek şahsiyet gibi anlatılabiliyor? Pes!
He bir de ahlaki değerler boyutu var. Eşcinsellik hakkında şöyle bir cümle geçiyordu: "Bunlar utanılacak şeyler değil Ali komiser. İnsanlar istedikleri gibi yaşarlar." He canım he.
Sizin böyle alttan alttan ne yapmaya çalıştığınız belli de bu memlekette biraz zor ulaşırsınız o pis emellerinize. Basım/yayın organları ayrı, sosyal medyası ayrı bir şeyler yapmaya çalışıyorsunuz ama yedirmezler bu vatanın evlatlarını size. Algımızı yönetmenize izin