Bu kitap kısa olmasına rağmen dopdoluydu, gerçekten . Verdiği ve vermek istediği mesajlar hem çok derin hem de çok anlamlıydı. Az lafla çok şey başarabilmiş, içinden nice dersler çıkarılabilecek bir hikaye; bizi şiirin, tiyatronun ve sanatın güzelliğiyle tanıştıran, onların bir insanın hayatını nasıl zenginleştirip, özgürleştirebileceğini öğreten başarılı bir eser.
Kitap, Welton gibi geleneklerine bağlı ve katı disiplin anlayışıyla yönetilen bir akademide ki ailelerinin ve öğretmenlerinin baskısı altında hayatlarını sürdüren ama bu hayatlardan pek de memnun olmayan bir grup öğrencinin okula yeni gelen eksantrik bir öğretmenle tanışmaları sonrasında nasıl değiştiklerini, geliştiklerini ve kendilerini bulduklarını anlatıyor. Tüm bunları mümkün kılan şeyse tabii ki de şiir... Sonuçta onlar Ölü Ozanlar Derneği'nin üyeleri
John Keating, Welton Akademisi'ne gelen yeni İngiltizce öğretmeni fakat o sadece bir öğretmen değil bundan çok daha fazlası. Herkesten farklı biri ve bu farklılık o kadar güzel ki. Eksantrik, oyuncu, aşırı hareketli ve pozitif bir yapısı var. Kendini tanıyan, ne istediğini bilen, o isteklere ulaşmasını bilen, anı yaşayan ve öğrencilerine de bunu öğreten mükemmel bir insan. Bana kalırsa onun gibiler sadece Welton Akademisi'nde değil heryerde olmalı, hayat çevrenizde böyle insanlar varken kesinlikle daha eğlenceli. Oh Kaptanım! Benim Kaptanım!
Sana hayranım adam. Senin gibi bir öğretmenim olmasını, beni sanatla tanıştırmasını ve yeni bakış açıları kazanmamı sağlamasını nasıl da isterdim. Böyle öğretmenimiz oldu da biz mi okumadık?!
Ölü Ozanlar Derneği'nin kadrosu'ndan bahsedelim biraz da: Todd Anderson, Neil Perry, Charles Dalton, Knox Overstreet, Steven Meeks, Pitts (bir bunun adını bilmiyorum ) ve Richard Cameron. Hepsi Keating ile tanışıp derneğin