İlk baskının üzerinden tam 75 yıl geçmiş, fakat içindeki 13 öykü ve 4 masalla Sırça Köşk daha dün yazılmış kadar güncel, adeta zamana başkaldırır nitelikte. Bunun iyi mi yoksa kötü mü olduğuna karar vermek ise bize kalmış.
Bugün bile aynı akıcılıkla okunabilen hikâyeleri, döneminin toplumunu, sınıflarını ve insanlarını kimi zaman kinayeleriyle, kimi zaman da dokundurmalarıyla bezeli incelikli diliyle okurlarına aktaran Sabahattin Ali’nin iyi bir anlatıcı olduğunun kanıtı. Öte yandan, o günün ülkesiyle ve anlayışlarıyla, bugün arasında değişen pek bir şey olmadığını görmek de bir o kadar düşündürücü.
Çok iyi bir “öykü okuru” olduğumu söylemek çok doğru olmaz belki ama, bu öykü kitabını okumak, bana bu tür üzerinde kendimi daha çok geliştirmem ve çalışmam gerektiğinin bir hatırlatıcısı oldu. Kitap içerisinde bana en çok dokunan hikayeler “Böbrek”, “Bahtiyar Köpek”, “Çilli”, “Dekolman”, “Hakkımızı Yedirmeyiz!” ve “Çirkince”; masallar ise “Koyun Masalı” ve “Sırça Köşk”.
Şu hayatta kimseye hayır getirmeyeceğinden emin olduğu üç şey vardı: Ruhunu iblise satan adam; güzelliğiyle böbürlenen kadın ve sabahı bekleyemeyecek kadar acil olan haber.
Sayfa 26 - Doğan Kitap, 2013, 1.Baskı·Kitabı okudu
"Sakın tepenize bir sırça köşk kurmayınız. Ama günün birinde nasılsa böyle bir sırça köşk kurulursa, onun yıkılmaz, devrilmez bir şey olduğunu sanmayın. En heybetlisini tuzla buz etmek için üç-beş kelle fırlatmak yeter."
Sayfa 171 - Can Yayınları, 2020, 2.Baskı·Kitabı okudu