Daha önce de birçok kez dinlediğim, gayet iyi bildiğim bütün bu hikayeler, bu hatıralar bana onarıp temizlemeye çalıştığımız panonun birer parçasıymış gibi geliyordu. Annem kendi hayatının kimisi kırık dökük, kimisi güzelce sırlanmış, kimisi karanlık, kimisi ümitli parçalarını da panoya ekliyordu.
Annem gergin olduğunda aşırı iyimser bir havaya bürünür, şakalar yapar. Aslında bundan pek hoşlanmam. Ama o sabah bana, “Kazanacağımız parayla ablanı da alır üçümüz babanın yanına tatile gideri,” dediğinde güldüm. Babamın yattığı hapishane başka bir şehirdeydi. Görüşe gidip gelmek masraflıydı, yorucuydu.