Esra Yanık

Esra Yanık
Doktor-KTÜ Acil Tıp
İTF
Trabzon
12 Temmuz 1996
396 okur puanı
Haziran 2020 tarihinde katıldı
“Ey insanlar! Sizden önceki milletlerin helak olma sebeplerinden biri şuydu: İçlerinden zayıf ve kimsesiz olanlar, bazı suçlar işlediklerinde onlara cezaları tatbik edilirdi. Ama içlerinde sayılı, soylu, mevki ve makam sahibi olanlar suç işledikleri zaman onlara ceza tatbik etmezlerdi. Ama ben Allah’a yemin ederim ki; hırsızlık yapan kızım Fatıma dahi olsa, ona bu haddi uygulamaktan bir an geri kalmayacağım.” (Buhari, Fadaili Ashabi’n-Nebi,23)
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Çay içerken hayret makamında buluyor kendini. Güldane’yi hâlâ unutamadığına hayret ediyor. Bir selam ile gelen haberin ağırlığına hayret ediyor. Aradan geçen onca zamanın hızına hayret ediyor. Evde hanımına, burada oğullarına, gelinlerine, torunlarına hayret ediyor. “Meğer bunlar hep olup bitmiş de ben buradayım he mi?” diyor. Ankara’ya ilk kez gelmiş gibi hayret ediyor da ediyor. Akşama kadar hayret makamında oturuyor hep.
Küçük oğlan Yusuf ise önünde iki koca gölgenin rahatlığına bırakmıştır kendini. Biri baba gölgesi, öbürü abi gölgesi. Bu gölgelikler ne rahattır.
…Masaların çoğunda ihtiyarlar otururmuş. Sadi derdi ki bu adamlar iki bardak çayın hesabını yapar. Burada yoksulluk adama soluk aldırmaz. Ne kadar doğruymuş. Tam iki bardak çay içecek kadar oturuyorlar. Sonra hemen kalkıyorlar. Aşağıdaki meydana inip elleri arkalarında tur atıyorlar. Hapishanede gibiler. Volta atarak bitecek bir cezayı çeker gibiler. Hakikaten konuştukları üç cümleyi geçmiyor. Hep aynı şeylerden dertliler. Oğulları hayırsız, kızları edepsiz, gelinleri meymenetsiz bu adamların. Bu adamlarla konuşmaya çalışıyorum ama boğuluyor gibi oluyorum…
Rüyasında taksici onu falanca yerdeki bağlara götürmüş oluyor. Birlikte üzüm yiyorlar. Üzüm, şekeri yükseltirmiş. “Olsun,” diyorlar. Hem gülüyorlar, hem üzüm salkımını yukarı kaldırıp ağızlarına sallandıra sallandıra yiyorlar. Yedikçe gülüyorlar. Neye gülüyorlar? Akıllarında ne var? Kendileri de bilmiyor.