Anadolulu bilge Epiktetos'un deyişiyle "Olanı olduğu gibi değil, olduğumuz gibi görüyoruz." Yani insanın kendini ve hayatı okuması kendi olgunluk mertebesine bağlı.
Özgürlük zor iş,bir sürü karar alacaksın. Düşünüp acı çekmektense hazır şablonlara teslim olmak daha kolay. Bu şekilde toplumla ap ayrı bir renk olarak birleşmek yerine toplum ne renkse ona karışmanın ve "o olmanın" güvencesinden faydalanıyoruz. Hem zihnimizde hem de evrende sonsuz sayıda belirsizlik var. Kim uğraşacak! Belirsizlikler okyanusunda boğuşup bunalıma girmektense taraflardan birine katılıp sınırlı sayıda kavramla güvende ve motive hissetmek daha kolay
Zira bir yandan, her çocuk parmak izi kadar farklıdır, derken diğer yandan tüm çocuklara aynı müfredat veriliyor. Tüm dünyada, her biri diğerinden farklı olan çocuklar tek tip içerikle formatlanmaya devam ediliyor.
Almak ve vermek...
Birbirinin zıttı gibi değil mi? Peki, nefes almak ve vermek dersem zıt oluyor mu? Aksine birbirini tamamlıyorlar. Bir ritim var aralarında. Zıtların birliği yaşanıyor nefes alıp verirken. Yine aynı nefesle hem ellerimizi ısıtıyoruz hem de sıcak çayı üfleyerek soğutuyoruz. Doğadaki her şey, bölünmeye değil birliğe hizmet ediyor. Her şey bölünmez bir akış halinde ve hiçbir şey sıfır- bir keskinliğinde değil.