Eye

Eye
@eyekitap
Kitap zekâyı kibarlaştırır
Sınıf Öğretmeni
Gazi Eğitim Fakültesi
Ankara, 21 Mayıs
94 okur puanı
Şubat 2022 tarihinde katıldı
7/10
·336 syf.··
2026 3. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 06 Şubat 2026 17:47
Harari’nin 21. Yüzyıl Analizi: Büyük Sorular, Eksik Cevaplar Harari’nin "21. Yüzyıl İçin 21 Ders" kitabını bitirdim. Kitap boyunca teknoloji, siyaset ve hakikat üzerine kurduğu mantık epey sarsıcı. Ancak özellikle "anlam" ve "çözüm" kısımlarında sunduğu bakış açısının, insanın derinliğini ve iradesini açıklamada yetersiz kaldığı kanaatindeyim. Kitaptan notlar ve itirazlarım: Teknoloji Bir Amaç Değil, Araçtır: Yapay zeka ve algoritmalar hayatımızda daha etkili olacak. Ancak burada asıl belirleyici olan teknolojinin kendisi değil, onu elinde tutan insanın ahlakıdır. Makine nihayetinde kodla çalışır; o kodu yazan insan "iyi" ise teknoloji doğayı ve insanlığı koruyan bir araca dönüşür. Bilgi Çok Ama "Öğrenmeyi Öğrenmek" Eksik: Bilgi çağındayız ama hangisi doğru, hangisi güvenilir ayırt etmekte zorlanıyoruz. Bir öğretmen olarak kanaatim; eğitimin artık bilgi yüklemekten ziyade, o veriyi eleştirel düşünme ve akıl yürütme filtrelerinden geçirme becerisi kazandırmak olduğudur. Özgür İrade ve Sorumluluk: Harari insanı "hacklenebilir bir algoritma" olarak konumlandırsa da, insanın sadece biyokimyasal süreçlerden ibaret olmadığını düşünüyorum. İyilik de kötülük de içimizde mevcut; bizi insan kılan ise bu iki uç arasındaki tercihimiz, yani irademizdir. Kendini Bilmek: Harari finalde çözümü bireysel bir gözlemde (meditasyon) arıyor. Oysa kadim düsturumuzda "Kendini bilen, Rabbini bilir" deriz. Kendini bilmek, dünyadan el etek çekmek değil; bilakis sorumluluğunun farkına varıp dünyayı daha iyi bir yer haline getirmek için o "idrak" ile harekete geçmektir. Sonuç olarak; Harari’ye göre çoğu değerimiz birer "kurgu"dan ibaret olabilir. Ancak ben, insanın bir anlam bulmadan tatminkar olamayacağına inanıyorum. Mevcut düzen sosyal adaleti zorlaştırsa da, iyiliği ve güzelliği yaşatma
21. Yüzyıl İçin 21 DersYuval Noah Harari · Kolektif Kitap · 20189,1bin okunma
Reklam
8/10
·154 syf.··
2026 2. kitabı
​Hayalden Hiyele ​El Cezeri, 12. ve 13. yüzyıllarda yaşamış, bilim dünyasının rotasını değiştirmiş ünlü bir Türk-İslam bilginidir. Leonardo Da Vinci'den tam 300 yıl önce karmaşık mekanik sistemler geliştiren El Cezeri, dünyanın ilk sistematik makine mühendisliği kitabı kabul edilen “Kitâb fî Maʿrifeti’l-Ḥiyeli’l-Hendesiyye” adlı eserinde, hayranlık uyandıran pek çok çizim ve tasarıma imza atmıştır. ​Burada "hiyel" kelimesini etimolojik olarak incelediğimizde, Arapça "hileler" kelimesinin çoğulu olduğunu görürüz. Ancak İslam medeniyetinin zirvede olduğu Orta Çağ'da hiyel sözcüğü; akıl, teknik, beceri ve ustalıkla kurulmuş mekanizmaları ifade etmek için kullanılıyordu. ​İhsan Oktay Anar’ın Kitab-ül Hiyel romanı da tam bu kavramın merkezinde; Osmanlı'nın son yıllarında yaşamış üç mucidin hayalleri ve hiyelleri arasında geçer: Yafes Çelebi, Calud ve Üzeyir. ​Anar’ın bu mucitlerin fikirlerini ve tasarımlarını en ince ayrıntısına kadar açıkladığı kısımlar teknik bir yoğunluk barındırsa da, anlatılan dönemi ve o hayallerin hiyele dönüşme sancısını düşündükçe, insan ister istemez büyük bir merakın içinde buluyor kendini. Acaba bu hayaller tam anlamıyla hiyele dönüşseydi dünya nasıl bir yer olurdu? ​Bu kitap, gücün ve iktidarın; "iyi" ve "kötü" insanların eline geçtiğinde neler yapabileceğini, nasıl yıkımlara veya inşalara yol açabileceğini ustalıkla sunuyor. Bizlere düşen ise İhsan Oktay Anar'ın o puslu ve büyülü dünyasında, hayal ile gerçek arasındaki ince çizgide bir yolculuğa çıkmak…
Kitab-ül Hiyelİhsan Oktay Anar · İletişim Yayıncılık · 20205,8bin okunma
6/10
·211 syf.··
2026 1. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 03 Ocak 2026 13:24
İki Efsane, Tek Coğrafya: Kırmızı Saçlı Kadın ​Orhan Pamuk, bu romanında bizi iki kadim efsanenin gölgesinde bir yolculuğa çıkarıyor. Kitap, olay örgüsünden ziyade şu iki zıt kutbun felsefi çatışmasına odaklanıyor: ​Oidipus (Batı): Bilmeden babasını öldüren oğul. Bireyselleşmeyi, otoriteyi yıkmayı ve "kendi yolunu çizmeyi" simgeler. ​Rüstem ve Suhrab (Doğu): Bilmeden oğlunu öldüren baba. Geleneği, devletin gücünü ve "otoriteye bağlılığı" simgeler. ​Yazar, bu iki hikayeyi modern Türkiye’nin ruhunda meç ederek şu soruyu sorduruyor: Biz kimiz? Babasını yıkan özgür ruhlu çocuklar mı, yoksa babasının gölgesinde huzur bulan evlatlar mı? Kırmızı Saçlı Kadın, bu iki efsanenin ortasında hem bir tanık hem de bir kördüğüm olarak duruyor.
Kırmızı Saçlı KadınOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202462,1bin okunma
10/10
·268 syf.··
2025 13. kitabı
Her şey zıddıyla kaimdir. Yani her şey karşıtı ile birlikte var olur. Merhaba sevgili okur, yeni bir yıla girmeye çok kısa bir süre kaldı. Klişe olacak ama acısıyla tatlısıyla hayat sayfamızdan bir yıl daha geçip gitmek üzere. Burada mühim olan, bu yılda neleri yapabildik, neleri yapamadık diyerek tefekkür edebilmek sanırım. Bölünmüş Dünya da tam bu tefekkür hâline eşlik eden, insanın düşünme biçimini sorgulatan bir kitap. Ziya Selçuk Hoca’nın eğitim ve çocuklar hakkındaki fikirlerini daha önce Kırk Kere Söyledim kitabında okumuştum. Şimdi ise sıra Bölünmüş Dünya’daydı. Kitabın kapağına ilk baktığımda neyi temsil ettiğini tahmin etmeye çalıştım fakat bir türlü bulamamıştım. O esnada annem odamda kitabı gördü ve “lades kemiği bu” dedi. O an kitabın henüz ilk sayfalarındaydım; annemden gelen bu yorumu duyunca bende tam bir “aha!” anı yaşandı. Kitabı okurken de bu “aha!” anlarım oldukça fazlaydı. Normalde kitap okurken beğendiğim kısımların altını çizerim; bu kitapta ise buna ek olarak notlar aldım, düşüncelerimi yazdım. Çünkü kitap okuru pasif bırakmıyor, sürekli düşündürüyor. İyi–kötü, doğru–yanlış, siyah–beyaz, dolu–boş… Bu zıt kavramlardan sayfalarca yazabiliriz. Ancak çocuklara bu kavramları öğretirken, onları farkında olmadan bir kutuplaştırma zincirine dahil etmiyor muyuz? Bu ikiliklerle büyüyen çocuklar, yetişkin olduklarında sağ–sol, bizler–onlar, Fenerbahçe–Galatasaray gibi düalist (ikicil) bir bakış açısına geçip kendi fikrinin esiri ve kesin inançlısı hâline gelmez mi? Peki ne yapmak gerek? İşte Bölünmüş Dünya tam olarak bunu anlatıyor. İnsanları kutuplaştıran düalist bakış açısı yerine; diyalektik düşünce, bulanık mantık ve zıtların birliği kavramları eserde sıkça karşımıza çıkıyor. Yazar bu kavramları günlük hayattan farklı ve özgün örneklerle okuyucuya
Bölünmüş DünyaZiya Selçuk · Epsilon Yayınevi · 2023155 okunma
7/10
·177 syf.··
2025 12. kitabı
Dostoyevski ağır bir kumar borcunun içindeydi. Eğer bir ay içinde yayınevine ödeme yapamazsa, tam 9 yıl boyunca yazdığı eserlerin telif haklarını alamayacaktı. Müşkül durumdaydı ve bunun içinden ancak zekâsıyla çıkabilirdi. Bu yüzden bir kitap yazmaya karar verdi. Ve yazdığı kitabın adı: Kumarbaz. Evet, Dostoyevski çiviyi çiviyle sökmeye çalışıyordu. “Monte Carlo Yanılgısı” kumarbazların en büyük hatasını anlatır: Gelecekteki rastgele olayların, geçmişteki sonuçlardan etkilendiğini sanmak. Mesela art arda 6 defa yazı tura atılsın. Altı kez de yazı gelsin. Kumarbaz artık altı kez yazı geldi diye, sıradaki atışın tura geleceğini düşünür… Oysa olasılık her seferinde yine %50–%50’dir. Bu yüzden kumarda her zaman kazanan kasa olur. Kitapta beni en çok etkileyen şey ise günümüze ne kadar benzediğiydi.Karakterler kısa yoldan zengin olmaya, bir anda ün ve güç kazanmaya çalışıyorlar. Kimi rulet masasında, kimi de bir telgrafla gelecek miras haberinin peşinde… Oysa geçmişte de bugünde de gelecekte de emekle kazanılan şeyler hem daha anlamlıdır hem de daha kalıcı.Kolay kazanılan her şey kolay kaybedilir. Kumarda da aşkta da...
KumarbazFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202388,4bin okunma
Reklam