Dostoyevski ağır bir kumar borcunun içindeydi. Eğer bir ay içinde yayınevine ödeme yapamazsa, tam 9 yıl boyunca yazdığı eserlerin telif haklarını alamayacaktı. Müşkül durumdaydı ve bunun içinden ancak zekâsıyla çıkabilirdi. Bu yüzden bir kitap yazmaya karar verdi.
Ve yazdığı kitabın adı: Kumarbaz. Evet, Dostoyevski çiviyi çiviyle sökmeye çalışıyordu.
“Monte Carlo Yanılgısı” kumarbazların en büyük hatasını anlatır: Gelecekteki rastgele olayların, geçmişteki sonuçlardan etkilendiğini sanmak.
Mesela art arda 6 defa yazı tura atılsın. Altı kez de yazı gelsin. Kumarbaz artık altı kez yazı geldi diye, sıradaki atışın tura geleceğini düşünür… Oysa olasılık her seferinde yine %50–%50’dir. Bu yüzden kumarda her zaman kazanan kasa olur.
Kitapta beni en çok etkileyen şey ise günümüze ne kadar benzediğiydi.Karakterler kısa yoldan zengin olmaya, bir anda ün ve güç kazanmaya çalışıyorlar. Kimi rulet masasında, kimi de bir telgrafla gelecek miras haberinin peşinde…
Oysa geçmişte de bugünde de gelecekte de emekle kazanılan şeyler hem daha anlamlıdır hem de daha kalıcı.Kolay kazanılan her şey kolay kaybedilir. Kumarda da aşkta da...
KumarbazFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202388,6bin okunma
Canlılar alemine baktığımızda, doğumdan sonra en uzun süre bakım gerektiren tür insanlardır. Diğer canlılar kısa sürede hayatta kalmak zorundayken, insanlarda bu süreç çok daha uzun ve farklı ilerler. Bu uzun bakım süresi, bizlere beyin gelişimi, öğrenme kapasitesi ve sosyal beceriler açısından inanılmaz bir avantaj sağlar. Bu da aslında ebeveynliğin ne denli kritik bir rolü olduğunu gösterir.
Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisine göre, insanların nihai amacı genellikle ‘Kendini Gerçekleştirme’ olarak kabul edilir. Ebeveynlik ise, işte tam da bu sürecin en önemli destekleyicisi, hatta bazen tetikleyicisi olabilir.
Çocuğunuz "Mış Gibi" Yaşamasın!
Her çocuk, keşfedilmeyi bekleyen sayısız yetenekle dünyaya gelir. Peki ya bu yetenekler fark edilmez veya gerekli ilgi ve destek sağlanmazsa? İşte o zaman Doğan Cüceloğlu’nun tanımladığı gibi “Mış gibi yaşayan” bireyler ortaya çıkar. Gerçek duygu ve düşüncelerini bastırıp, başkalarının beklentilerine göre yaşayan bu insanları çevremizde sıkça görebiliriz. Bu durum bir anda oluşmaz; bebeklik döneminden itibaren yaşanan bir sürecin sonucudur. Bu yüzden de ebeveynlere bu konuda büyük ve hayati bir görev düşer.
Peki, çocuğumuzun potansiyelini nasıl açığa çıkaracak, onun kendi gerçekliğini keşfetmesine nasıl yardımcı olacağız? İşte Abdulkadir Özbek'in "Zamansız Ebeveyn" kitabı tam da bu noktada devreye giriyor.
"Zamansız Ebeveyn", ebeveynliği sadece bir görev değil, aynı zamanda kişisel bir uyanış ve kendini keşfetme yolculuğu olarak ele alıyor. Eğer siz de çocuğunuzla daha bilinçli, derin ve anlamlı bir bağ kurmak istiyorsanız, bu kitabı okuma listenize ekleyebilirsiniz.
Bir çocuğun potansiyelini açığa çıkaran şey ne yalnızca müfredattır ne de sınav sistemi. Onu anlayan, seven, rehberlik eden bir sistemdir esas farkı yaratan.