eylbus

eylbus
@eylbuse
kitapların altını cizmeyi sevmeyen, burayı kendinden bir parca buldugu kelimelerle dolduran biri.(cok da takılmayın yani)
"Bazı bitkiler vardır. Bunlar, hayat ile ölüm arasında bir çizgide dururlar. Saklanırlar. Diğer bitkiler, onların hayatta olduklarından bile haberdar olamazlar. Sanki varlıklarının öğrenilmesi sonları olacakmış gibi. Biz botanistler, buna gizli hayat deriz. Herhangi bir ansiklopediyi açarsanız, göreceksiniz ki, karşılığında tam olarak şu cümleler yer alır: fizyolojik görevlerin hemen hemen bulunmadığı ya da çok zor fark edilecek düzeyde bulunduğu hayat tarzı. Bu şartlarda yaşayan en bilinen bitkiyse kuru yosunlardır. Varlıklarını Tanrı'nın bile unuttuğunu düşünürüm bazen. Ve insan da, eğer benzer bir hayat yaşarsa, belki sizin dediğiniz o ahlak kıskacından kurtulabilir. Sadece tercihlerle ilgili. Akılla ilgili... Sizin büyük ihtilalinizde giyotinler büyük et parçalarını kestikleri gibi, büyük zekâları da bedenlerinden ayırmışlardır!"
Edebiyat
Reklam
İşte, böyle psikolojik bir halden kaynaklanıyor devletin, insanlarını dosyalama sistemine başvurması, diye düşünüyorum. Devletten habersiz hiçbir iş yapılmamalı! Onun anlayamayacağı kelimeler çıkmamalı yurttaşların ağzından. Devlet beş yaşında bir çocuk gibi. Onun seviyesinde konuşulmazsa, büyükler gezmeye giderken yanlarına alınmazsa ağlamaya, kırıp dökmeye başlıyor. Dünyanın bütün devletleri böyle. Yataklarından kalkamayan hastalar gibi. Kaprisli yaşlılar gibi! Her şeyi bilmek istiyorlar. Yurttaşlarının nasıl seviştiğini, evde en çok kimin küfrettiğini. Her şeyi! Herhangi bir yurttaş isyanının hayat bulduğu gün, yüzlerine vurabilecek güçte oluyorlar, pisliklerini herkesin.
Edebiyat
Neden insanlar yazdıklarını başkalarının da okumasını istiyordu? Neden yazdıklarını defalarca okuyup kendilerini daha iyi keşfetmeye çalışmak yerine başkalarının kendilerini keşfetmelerini tercih ediyorlardı?
Edebiyat
Keşke hep bu kadar mantıklı yollardan giderek çözseydim sorunlarımı, diye düşündüm. Belki de böyle olmazdım o zaman. Ama hayatım boyunca, belli bir mantık düzeyini de tutturmaya çalışmıştım, ta ki mantıklı yolların da mantıksızlık kavşağına varabildiklerini görene kadar...
Edebiyat
Hatırlıyorum, bir iki yazarın gülle gibi cümlelerini, filozofların kestikleri raconu: "Bildiğim tek şey, hiçbir şey bilmediğimdir." Yanılıyor hepsi de. İnsan, hiçbir şeyi değil, her şeyi bildiği için mutsuz!
Edebiyat
Reklam