eylbus

eylbus
@eylbuse
kitapların altını cizmeyi sevmeyen, burayı kendinden bir parca buldugu kelimelerle dolduran biri.(cok da takılmayın yani)
Dünyanın var olmadığını yıllar önce bir arkadaşıma söylediğimde, "Bu senin düşüncen" yanıtını almıştım. Tartışmanın galibi olmak için verilecek yanıt basitti. "Dünyanın var olduğu da, başlangıçta birinin düşüncesiydi. Belki Tanrı'nın! Belki de başka bir gücün. Ama mutlaka, bu dünyanın da düşünce aşamasında olduğu bir zaman vardı.
Edebiyat
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
"İşte!" dedim. "Umut bu. Bir tekne. Başka bir şey değil. Koca okyanusta devrilmeden yol almaya çabalayan bir tekne. Sonsuzluğun dalgalarıyla savaşan bir ceviz kabuğu. Hepsi bu. Köhne bir tekne." Ben bindim. Kamarasında uyudum. Hiçbir şey değişmedi. İsterdim yeni bir insan olarak inmeyi o tekneden. Değişmeyi, iyi biri olmayı, hissetmeyi, sevmeyi. Hepsini isterdim. Ama istemenin yetmediğini çok erken anladım. Hiçbir şeyin yetmediğini! Dünyayla mesafeli bir dostluk kurmak zorunda kaldım. Çünkü kuşkulandım bana verdiği hediyelerden. Her şeyden! Kendimi kaybettim. Buldum. Umut adındaki teknede bir hafta kaldım. Ne dövmelerim silindi, ne de zihnim ölmekten vazgeçti...
Edebiyat
Yanıt veremedim. Simsiyahtı zihnim. İçeridekiler çoktan uykuya dalmıştı. Ya da böylesine zor bir soruya yanıt vermemek için uyuyor taklidi yapıyorlardı...
Edebiyat
Güneş yavaş yavaş krallığına çekilmeye başlamıştı. Yarın savaşa kaldığı yerden devam edecekti. Ve elbet bir gün dünyayı ışınlarıyla patlatacaktı. Her maddenin kaynama ve buharlaşma noktası olduğunu öğrenmiştik. Dünyanın da olmalıydı. Ve büyük buharlaşma günü gelene kadar güneş atmosferi, gölgelikleri, siyah gözlükleri, her şeyi parçalayıp delmek için uğraşacaktı. Hiçbir şey dost değil bu evrende. İnsanların anlamasının zamanı geldi. Güneşin sayesinde değil dünyadaki hayat. Güneşin dünyayı buharlaştırma arzusundan dolayı hayat var gezegende.
Edebiyat
Gerçek hayatla, somut olaylarla ilgili düşündüklerimden dolayı çatlıyordu kafatasım. Zihnimin bir bölümünün indirmek istediği kepengi diğer bölümü bir süre daha aralık tutmak için çabalıyordu.
Edebiyat