Puan vermedi·304 syf.··
2026 26. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 10:45
Hayatın anlamını anlamak ve kavramak üzere yollara düşen Mart, uğradığı şehirlerin duraklarında yeni yerler ve yeni insanlar tanıyarak hayatının anlam ve öneminin farkındalığını öğrenmesi, bununla birlikte kendini de keşfetmesi kaçınılmaz bir aşikarlık içermektedir. Hayatın felsefesi kitaplarda anlatılsa dahi yaşayarak öğrenilmesi bambaşka bir güzellik ve yepyeni bilgiler demektir. Güneş doğudan doğduğu gibi Mart da batıdan doğuya giderek, hatta rüyasında, aradığı anlam arayışını Hindistan'da bulabileceğinin işaretini alarak, batıda alamayacağı sorunun yanıtını doğuda bulabilecegini düşüncesiyle doğudan güneş gibi Hindistan'ın doğu kültürü ile doğmak istiyor. Ki biz de onunla kültürünü öğrenmiş oluyoruz. Hayatın anlamı, kişiye göre değişkenlik gösterdiği, Mart'ın tanıştığı her kişiden yaşadığı ana göre anlamlandırılmasından anlamaktadır. Sizlere soruyorum: Sizce, hayatın anlamı nedir? Yoruma bir yanıt bırakabilirsiniz. Yazarın kalemiyle ilk kez tanıştım. Eser, okuyucuyu yormayan bir anlatıma sahip. Çok sade bir dille ilerlemektedir. Cümlelerin arasına gizlenen nahif söz öbekleri yol gösterici olarak benimserken, müstehcen konularla işlenmesi ile yetişkin yaş grupları okuması ön görüyorum. Eserin içinde söz edilen her kitabı her yazarı tek tek not ettiğimi, söylemeden edemem. #alıntılar "Eylem olmadan suç olmaz." "Hediye, vereni hafifletir, alanı yüceltir, aradaki bağı da kuvvetlendirir." "Eyleme geçmeden önce özgürsünüzdür, ama seçimini yaptıktan sonra istesen de istemezsen de eyleminin etkisi seni izler. Karmanın yasası budur. Başka bir deyişle, yaptığın her hareket, bir şekilde sana geri döner." "İsimlerin büyüsü, onları taşıyan kişilerin ruhlarına yansır. (Carl Jung)" "Bir yerde uzun süre kalırsan, o yerin bir parçası olursun; ama yolculuk edersen, dünya
Mart'ın DoğusuAdnan Arduman · Tara Kitap · 202611 okunma
10/10
·704 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 18:22
Suç ve Ceza yalnızca bir cinayet hikâyesi değil; insanın kendini “haklı” çıkarma çabasıyla vicdanı arasındaki savaşın romanı. Raskolnikov, bazı insanların toplumun kurallarının üstünde olabileceği fikrine tutunarak suçu akılla meşrulaştırmaya çalışır. Fakat Dostoyevski’nin asıl sorusu şudur: Bir eylem mantıklı gerekçelerle savunulabiliyorsa, insanın ruhu da buna ikna olur mu? Roman, adaletin sadece kanunların verdiği ceza olmadığını; insanın kendi içindeki mahkemenin çoğu zaman daha acımasız işlediğini gösterir. Suç, Raskolnikov’un hayatında tek bir an değildir; sonrasında düşüncelerine, ilişkilerine ve hatta dünyayı algılayışına yayılan bir gölgeye dönüşür. Bu yüzden kitap, “ceza”yı hapishaneden önce vicdanda başlatır. Dostoyevski, yoksulluk, ahlak, merhamet, kibir ve kurtuluş gibi büyük meseleleri karakterlerin ruh hâli üzerinden anlatır. Zaman zaman ağır ilerlese de okuru sadece olayların içine değil, kendi “hangi koşulda neyi haklı görürdüm?” sorusunun içine de çeker. Bitince insanın aklında kalan şey cinayetin kendisi değil; vicdanın susturulamayacak kadar derin bir ses olduğu fikridir. Keyifli Okumalar..
Suç ve CezaFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025194,3bin okunma
Reklam
Tekeşliliğin Ötesi: Modern Hazcılık ve Çifte Standartlar
6/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 439. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 11:01
Tekeşliliğin Ötesi: Modern Hazcılığın ve Çifte Standartların Anatomisi ​Mimi Schippers'ın Beyond Monogamy ekseninde tartışılan sınır ihlalleri ve çok eşlilik kavramları, günümüz toplumunda yalnızca bir "özgürlük" illüzyonu üzerinden okunuyor. Oysa bedensel ve ruhsal sınırların fütursuzca ihlali, basit bir ahlaki sapma değil; ontolojik bir parçalanmadır. Sürekli değişen partnerlerle yaşanan her temas, psişik bir enfeksiyon, Jungiyen anlamda ötekinin gölgesini kendi ruhuna kopyalama işlemidir. Dünyevi hazların anlık doğası ve varoluşsal kar-zarar denkleminin mutlak iflası göz önüne alındığında, bu yaşam tarzı salt bir "enerji israfı" değil, kişinin kendi bütünlüğüne karşı işlediği yavaşlatılmış bir intihardır. ​Ancak toplum, bu çürümüşlüğü kendi ikiyüzlü mitleriyle örtbas etme konusunda ustadır. Türkiye toplumunun kültürel bilinçdışında erkeğin çoklu ilişkileri bir "iktidar ve fetih" göstergesi olarak kutsanırken, aynı eylem kadın için kalıcı bir lekeye dönüşür. İşin trajik kısmı, kadının da bu hastalıklı hiyerarşiye boyun eğmesidir. Erkeğin partner sayısındaki fazlalık, modern bir Mavi Sakal arketipi gibi, tekinsiz ama bir o kadar da çekici bir tahakküm unsuru olarak görülür. Mavi Sakal'ın kanlı odasına girmeye can atan kadınlar, kendi yıkımlarını bir tanrıya tapınırcasına arzularlar. Beş eşli bir erkeğin normalize edilip, birden fazla partneri olan kadının aforoz edildiği bu denklem, iki tarafın da zımni rızasıyla işleyen bir grotesk tiyatrodur. Okuyucunun böylesi metinlerle yüzleşmekten kaçınmasının temel sebebi de budur; kendi iç benliklerinde normalleştirdikleri iğrençliğin dışarıdan yüzlerine vurulmasına katlanamazlar. ​Toplumsal arenada kadına atfedilen namus yükü, maske değiştirerek erkeğe de giydirilir. Yirmili yaşlarını cinselliği bir fetih alanı
Duygu ve Düşünce
Beyond MonogamyMimi Schippers · NYU Press · 20161 okunma
6/10
·106 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 17:26
Ünlü Alman yönetmen, yapımcı ve yazar #WernerHerzog’un kaleme aldığı #BuzdaYürüyüş kitabı çok sıradışı bir deneyimi konu alıyor. 1974 yılının Kasım ayının sonuna doğru bir haber alıyor. Geçen yüzyılın en önemli sinema eleştirmenlerinden yakın arkadaşı Latte Eisner, Paris’te hasta yatağında ölmek üzere. Bunu duyan Herzog şöyle der: Olamaz, şimdi ölemez, Alman sineması şu an onsuz yapamaz, bu önemli kadının ölmesine izin veremeyiz. Bir karar alıyor; belki bir totem, oraya yürüyerek giderse Eisner’in ölmeyeceğine, adımlarının onu iyileştireceğine dair çılgınca bir inançla Münih’ten 23 Kasım’da sert kışta 21 gün sürecek olan o yola koyuluyor. Bir sırt çantası, bir harita ve bir çift yeni bot ile çıktığı bu yolculukta köylerden, tarlalardan, dağ yollarından, kar buz içinde geçerken karşılaştıklarını kendine has üslubu ile kağıda aktarır. Sadece çok özel olan kısımları çıkartarak bu notlarını herkesle paylaşmaya karar verir ve ortaya bu kitap çıkar. Bu kitap; dostluğa, ölüme meydan okumaya, inanca ve insan iradesine dair yazılmış bir eylem kitabı aslında. Herzog için yürümek fiziksel bir eylem olmaktan çıkmış, her adım ölümden bir saniye çalıyor. Bu yönüyle kitap aslında kaçınılmaz olan sona karşı çekilen bir rest gibi. Nitekim Lotte Eisner bu yürüyüşün ardından iyileşmiş ve yıllarca daha yaşamıştır, bu da kitaba efsanevi bir hava katar. Kitap günlük formunda. Herzog yol boyunca maruz kaldığı amansız doğa şartlarını; fırtına, çamur, kar, buz, ayaklarındaki yaraları ve sığındığı terk edilmiş ya da boş evleri, ahırları, barınakları anlatır. Ancak dışarıdaki bu kasvetli, ıssız ve donmuş coğrafya, aslında yazarın iç dünyasındaki kaygının, delilik sınırındaki yalnızlığın ve dostunu kaybetme korkusunun bir yansıması. Buzda Yürüyüş, Werner Herzog sinemasını anlamak için de bir
Buzda YürüyüşWerner Herzog · Jaguar Kitap · 2016509 okunma
Pazarlamanın Sonu
10/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2026 00:00
Pazarlama öldü, yaşasın yeni pazarlama. Yazar böyle diyor. Klasik ve bilinen satış yolları dışında internetin, hem yeni bir alan hem de yeni bir yol açtığından bahsediyor. Yazarın kendini de bu yeni pazarlama piyasası içinde. Bu kapsamda hem tüketici olarak hem üretici hem de aktarıcı olarak bu yeni pazarlama yolu hakkında bilgiler veriyor. Pazarlamanın Sonu ile Carlos Gil, 2019'da ilk baskısı yapılan lakin 2020 pandemi sürecinde yaşananların da etkisiyle 2021'de güncelleştirilmiş yeni baskısıyla okurların karşısına çıkıyor ve yeni pazarlama hakkında birşeyler anlatmaya çalışıyor. İsimleri ve yaptıkları farklı olsa da kısaca sosyal medya dedikleri yeni tür içinde yeni pazarlama, satış ve ticaret gelişti. Bu kanalların herhangi birinden herkes birşeyler satabilir. Yazar burada, 16 yaşındaki bir gencin sadece Instagram'da bir hesap açarak yaptığı satış ve başarıdan örnek de veriyor. [buna "meme" hesap deniyormuş. Yani tanıtım amaçlı ürün açıklamasının gönderi başlıklarında bulunması ve buradan yapılan satışlar. Hesap sahibinin (memeci) bir deposu, dükkanı yok. Sipariş geldikçe anlaştığı üreticiden malı depodan sevk ettiriyor. Meme hesaplarda Instagram algoritmasını biraz yanıltarak önplana çıkma; gönderi başlıklarında tutarlı niş tarzı ürün satışı, yine başarılı başlıkları alıp biraz 'takla attırarak' yeniden kurgulamak gibi yeni yollar kullanarak özellikle internetsiz bir dünyayı bilmeyen yeni nesle ürün pazarlamayı amaçlar] Klasik reklamlar internetsiz dünyayı bilmeyenler için cazip olmaktan yavaş yavaş çıkmaya başladı. Özellikle 2000 sonrası yeni nesil çoğu şeye farklı bakıyor. Kendisinin yaşadığı o anları görecek, duyacak, koklayacak, anlayacak ve satın aldıracak bir şey arayışında. An, yeni neslin sözü üstüne kurulabilir. Geçmiş ve geçmişin yaşanmışlıkları,
Pazarlama - Marka - Dijital Strateji
Pazarlamanın SonuCarlos Gil · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20262 okunma
Puan vermedi·910 syf.··
2026 224. kitabı
Miguel de Cervantes, modern romanın öncüsü ve ilk büyük başyapıtı kabul edilen bu devasa eserde, şövalyelik romanları okuya okuya aklını yitiren ve kendi hayal dünyasında yaşayan asilzade Alonso Quijano’nun, namıdiğer Don Quijote’nin (Don Kişot) trajikomik maceralarını anlatıyor. Yanına sadık şövalyesi Sancho Panza’yı da alarak yel değirmenlerine, koyun sürülerine ve adaletsizliklere karşı amansız bir savaşa girişen kahramanımız aracılığıyla Cervantes; dönemin İspanyol toplumunu, çökmekte olan feodal değerleri ve insan doğasının çelişkilerini muazzam bir mizah ve hicivle masaya yatırıyor. İdealizm ile realizmin, delilik ile bilgeliğin ebedi çatışmasını iki ciltlik bu muhteşem külliyatta işleyen yazar; okura hayallerinin peşinden gitmenin hem gülünç hem de ne kadar asil bir eylem olduğunu gösteren, yüzyılları aşan zamansız bir insanlık aynası sunuyor.
Don Quijote (2 Cilt Takım)Miguel de Cervantes · Yapı Kredi Yayınları · 202527,5bin okunma
Reklam
Reklam