Eylem Ezdirici

Kişiliğimizi kendi kendimize, hiç yoktan yaratmayız. Annede var olan bencilliğe babanın ailesine özgü, farklı bir bencillik eklenir; bu, her durumda bencilliğin artması, hatta katlanması anlamına gelmez, yeni, çok daha güçlü ve korkunç bir bencillik yaratır. Dünya kurulduğundan beri, bir kusurun belirli bir türüne sahip aileler, aynı kusurun başka bir türüne sahip ailelerle birleştikçe, bu evliliklerden doğan çocuklarda kusur eksiksiz ve iyice korkunç bir hâl aldığından, üst üste biriken bencilliklerin (şimdilik bu kusurla kendimizi sınırlayalım ), bütün insanlığı yok edecek bir boyuta, güce ulaşması gerekirdi; ne var ki, yine aynı kusurun doğurduğu bazı doğal kısıtlamalar, kusurun makul ölçülerde kalmasını sağlar; tıpkı tek hücrelilerin, sonsuz çoğalarak gezegenimizi yok etmesini, bitkilerde tekeşeyli döllenmenin bitkiler âlemini yok etmesini engelleyen kısıtlamalar gibi.
Sayfa 157·Kitabı okudu
Reklam
Bazı filozoflara göre dış dünya yoktur, hayatımızı kendi içimizde geliştiririz. Bu doğru olsa da, olmasa da, aşk en mütevazı başlangıcıyla bile gerçekliğin bizim için ne kadar önemsiz olduğunun çarpıcı bir örneğidir.
Duygularımızı ne kadar bilsek de, daha derindeki anlamlarına inemeyiz; nasıl ki hekim hastasının anlattığı rahatsızlıkların yardımıyla daha derinde, hastanın bilmediği bir nedene ulaşırsa, aynı şekilde duygularımız, düşüncelerimiz de bir belirti değeri taşır sadece.
Sayfa 135·Kitabı okudu
Ne var ki insan hayatı, kişinin son günlerine kadar her bakımdan mutlu olmasına izin vermez. Buna aceleci seyriyle uçup giden gençliği alıkoymanın ve sevimsiz yaşlanmayı kovup kaçırmanın tek çaresinin delilik olduğunu söyleyen yaygın deyişin hafifsenmeyecek tanıklığı da eklenir.
Sayfa 34·Kitabı okuyor