Tarih insanlık içindi. Biz kulların hareket sahanlığı yalnızca birer ömürlük sefil dilimlerden ibaretti. Tarihin içindeki kayıp zerreydik, tozduk, kırıntıydık. Acımasız bir sürüklenişte debelenip duruyorduk. Hakikat buydu. Zaman denilen kabristandaki kaçınılmaz yolculuğumuzu durdurabilmenin tek yolu kendimizi kömürlükteki bir boruya asmak olabilirdi ancak. İnsan neyi değiştirebilirdi ki bu zavallı sürüklenişte? Değer miydi hem?