Bu kitap beni ortaokul senelerime götürdü çünkü ben ortaokuldayken yeni çıkmıştı ve epey kişinin elinde, sırasının üstünde bu kitabı görüyor, kitap hakkında konuşulanları duyuyordum. Şimdi kitabı bitirmiş biri olarak kendi yorumlarımı anlatacağım.
Mazzanti'den okuduğum ikinci kitaptı ama kitap onun ilk kitabı ve bizi Sensi ile Claps'le tanıştıran da ilk kitap. İkisini de oldukça seviyorum. Sensi bir komiser, Claps de kriminolog. Sensi her ne kadar çekilmez biri gibi dursa da hırsını, tuttuğunu koparan biri olmasını gerçekten çok seviyorum, cidden güçlü bir karakter ve bunu iki kitapta da hissettim. Claps de daha çok suçluların psikolojisini anlamaya çalışan, zekası ve yorumlamalarıyla soruşturmanın içinde yer alan bir beyin görevi görüyor diyebiliriz. Ayrıntıları görme şekli, parçaları birleştirme yeteneği, olayın nasıl gerçekleştiği hakkında yaptığı varsayımlar ve geniş perspektifi beni kendine hayran bırakan bir karakter. Zeki karakterleri severim, zekasını kullananları daha çok severim. Olaylara geçecek olursam da kitap bir kadının evinde vahşice öldürülmesiyle başlıyor ve soruşturma Sensi'ye veriliyor. Sensi olur da Claps olmaz mı, o da hemen dahil oluyor. Gazeteci bir kadın olan Greta soruşturma hakkında bilgi almak için polislerden birine para ödüyor ve aldığı bir bilgi onu katille bir iletişim kurmaya itiyor. Katil ikinci bir kurban olacağını söyledikten sonra cidden ikinci bir kurban oluyor ve katil çok geçmeden üçüncü kurban için de harekete geçiyor. Yüreğim ağzımda, gerim gerim gerilerek okuduğum kısımlardı. Üçüncü kurban girişiminden sonra olayların aslında çok farklı olduğu, cinayetlerin aslında bambaşka bir sebepten işlendiği ortaya çıkmaya başlıyor ve burada da kitabın muhteşem tasarlanmış kurgusu ortaya çıkıyor. Bu tarz epey bir kitap okumamdan dolayı