Eylem

Eylem
Books, she has found, are a way to live a thousand lives — or to find strength in a very long one.
Sahibinin en mahrem dostu olan, bileğinde nabzının atışına arkadaşlık eden, göğsünün üstünde bütün heyecanlarını paylaşan, hülasa onun hararetiyle ısınan ve onu uzviyetinde benimseyen, yahut masasının üstünde, gün dediğimiz zaman bütününü onunla beraber bütün olup bittisiyle yaşayan saat, ister istemez sahibine temessül eder, onun gibi yaşamaya ve düşünmeye alışır.
Reklam
Eğer yaşamak kelimesinin manası her şeyden mahrum olmak ve ıstırap çekmekse, her an küçülmek ve bunu nefsinde her lahza duymaksa, bir türlü aşamayacağı bir çemberin içinde durmadan çırpınmaksa, şüphesiz ben de, benimkiler de en derin şekilde yaşıyorduk. Yok, bu kelimenin içinde biraz ruh ve imkan genişliği, birtakım hakları duymak, o içten sevinmeler, dışa karşı bir parçacık güven, etrafınızla müsavi şartlar içinde rahat bir karşılaşma filan varsa, o zaman iş çok değişir.
Fazla sabırsızsın Ahuzar. Güzel şeyler sabrının tükendiği noktada gelir.
Seçimler konusunda hayat hiç kimseye bir seçenek sunmazdı lakin sonuçları değiştirmek insanın iradesine saklanan en güçlü silahtı.
Benim için hayatta her şeyin bir anlamı vardı. Kuş boşuna uçmaz, deniz boşuna kayalara vurmaz, rüzgar boş yere yıkmazdı. Göğsümün üzerini kaplayan kuş sürüsünün de saçma bütün totemlerimin sonunun ona çıkmasının da bir sebebi vardı.