Sanırım 74 gündür okuduğum bir kitap hakkında birkaç bir şey yazmasam olmazdı :)
Okurken aynı anda birçok kitaba başlayıp, yarım bırakıp tekrar başladığım bir sürecin mağduru kendisi. Ya da süreci başlatan mahluk da olabilir
Okurken sık sık neden klasik olarak nitelendirdiğimiz kategoride yer almış diye düşündüm, epey bir beklentiyle başlamıştım yani kitaba. Onu bulamadığım için yarım bırakmıştım başta. Sonra Flaubert'in betimlemeleri, tasvirleri için tekrar başladım.
"Bovarizm" akımını kitabı okurken çok net bir şekilde anlıyorsunuz.
Okurken Emma'yı garip ruh halleri ve gitgellerinden dolayı suçladığım çok oldı ama artık neredeyse herkeste biraz da olsa "Bovarizm"lik olduğunu da fark ettim. Bu yüzden çoğu şeyden memnun değiliz, asla tatmin olmuyoruz ve tatmin olmaya da çabalamıyoruz gibi geliyor.
Velhasıl kelam Emma o kadar güzel anlatılmış ki çoğu yerde farkında olmadan onunla tartışmaya ona kızmaya girişmişim. Sadece Emma değil diğer karakterler de çok başarılı yazılmış bence. Özellikle Charles... Yaa bu kadar saf insanlar, bu kadar seven ama sevgisini gösteremeyen ya da hak etmeyen insanlarla karşılaşan insanlar... Sevgili Charles, sen anlatamasan da ben seni anlıyorum ve sana kocaman sarılıyorum <3
Diğer karakterler hakkında da söyleyecek çok şey var aslında Homais, Emma'nın eski aşkları, özellikle Leon'dan sona doğru hiç bahsedilmemesi, Rodolphe, Bay ve Bayan Bovary...
Sosyal medyada karşıma sürekli bu tarz içerikler çıktığı için mi bilmiyorum ama hepsinin hareketlerinin altında yatan psikolojik sebepleri aradım durdum kitap boyunca
Aşırı özel bir inceleme oldu da okuyan faydası olur diye umuyorum. Keyifli okumalar :)