Ben de ilk defa sana karşı sadakatsiz olacağım, çünkü ölmüşken artık seni duyamam: sana hiçbir resim be hiçbir işaret bırakmıyorum, senin de bana hiçbir şey bırakmadığın gibi...
Ölmüş olan biri artık hiçbir şey istemez, sevilmeyi de, kendisine acınmasını da, teselli edilmeyi de istemez. Senden tek istediğim, şu anda sana kaçmakta olan acımın hakkımda ele verdiği her şeye inanmandır. Her şeye inan, senden sadece bunu stiyorum
Adım Bartu oldu, gerçekten tek bir adım var artık.
Bugün yanakları kırmızı, öfkeli, kocaman gözleri olan bir kız tanıdım. Gerçek adını bilmiyorum ama ona Lâl dediler. Lâl'in anlamı dilsiz demekmiş. O dilsiz değil. Gördüm dili var, bana uzattı.
O sadece konuşmuyor,konuşmak istemiyor.
Eli daha kalem bile tutmuyor, okuma yazmayı bile bilmiyor.
Ben ondan büyüğüm, çok büyüğüm hem de. Ona her şey öğreteceğim ama çok korkuyor. Benden kaçıyor. Korkacak, kaçacak ne var ki?
Ben kötü birisi değilim, bunu öğrenecek.
Bu günlüğü bana verdiler, yaz dediler.
İlk yazdığım Lâl oldu.
Benim Lâl'im oldu.
Elin kalem tuttuktan sonra sen de beni yazacaksın, Lâl.
Ben hep ama hep senin yanında olacağım, hep seninle olacağım, hep seni koruyacağım.
"Birinci Sokak Nöbetçisi, Bartu Sarca"