eylul

hayat dediğin başka nedir zaten? ben şuna inanıyorum ki, üç buçuk günlük ömrümüzü kendimize zehir etmemek için ne mazideki hayatımıza ve kaçırdığımız fırsatlara ne de istikbalin olmayacak hülyalarına kulak asmayarak bugünümüze hapsolup yaşamalıyız.
Reklam
Demek hayat böyle iki adım ilerisi bile görülmeyen sisli ve yalpalı bir denizdi. Tesadüflerin oyuncağı olacak olduktan sonra ne diye bir irademiz vardı? Kullanamadıktan sonra göğsümüzü dolduran hisler ve kafamızda kımıldayan düşünceler neye yarardı? Yaşayışımıza ve etrafımıza şekil vermek arzusuyla dünyaya gelmekten ise hayatın ve muhitin verdiği kolayca alacak kadar boş ve yumuşak olmak daha rahat daha makul değil miydi?
altin atesle guclu insan zorluklarla sinanir
…Tabi ki bütün insanlar yemek yemelidir. Ayrica sevilmeye ve ilgi gormeye ihtiyaclari vardir. Ama butun insanlarin ihtiyaci olan bir sey vardir: kim oldugumuzu ve neden yasadigimizi bilmek.
İnsan öleceğini fark etmiyorsa, varoluşunu da yaşayamaz, diye düşündü. Ve bir yandan yaşamın ne kadar harika olduğunu düşünmeden de ölmek zorunda olduğumuzu düşünmek imkansız.
Reklam