Belki hepimizin içinde kötü ve çirkin şeylerin filizlenip güçlendiği gizli bir havuz vardır. Ama bu etrafı çevrili bir alanda yapılan bir üretimdir, yüzerek yukarı tırmanan yavrular tekrar aşağı düşerler. Bazı adamların karanlık havuzlarında, kötülük tırmanarak çitin üzerinden aşıp özgürlüğe yüzebilecek kadar güçlü olamaz mı? Bu tür bir adam hilkat garibesi olmaz mı; biz kendi gizli sularımızda onunla akraba değil miyizdir? Hem melekleri hem şeytanları anlamamak saçmalık olurdu, çünkü onları biz icat ettik.
Biliyor musun Andrey? Benim için ne yakıcı, ne de kurtarıcı hiçbir ateş yanmadı. Hayatımda hiçbir zaman başkalarınınki gibi gittikçe renklenen, parlak bir güne çevrilen sabah olmadı; bir sonraki sabah ki yakıcı öğlesi geçtikten sonra yavaş yavaş solsun ve kendiliğinden akşama karışsın. Hayır, benim hayatım, sönmüş başladı. Tuhaf fakat böyle. Kendimi bilir bilmez sönmeye başladığımı hissettim.
Bütün günü o Varlık’ı düşünmekle geçiriyordu. Fakat kimi zaman herhangi bir nesne gözüne çarptığında, kimi hayvanların sesi kulağına nüfuz ettiğinde, kimi hayaller zihnini işgal ettiğinde ya da bedeninin herhangi bir organı acıdığında, sıcak ya da soğuk olduğunda yahut hacetini gidermek istediğinde zihni karışıyor, dikkati dağılıyor ve yeniden eski haline gelmesi için ciddi bir çaba göstermesi gerekiyordu. Bu zihin dağınıklığı hâlindeyken ölmekten ve O’nun müşahede bağını kesmenin sonsuz mutsuzluğunu ve acısını yaşamaktan korkuyordu. Bu düşüncelerle durumu fenalaştı ve derdine nasıl derman bulacağını bilemedi.