8/10
·440 syf.··
2026 6. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 23:50
Daha dün bitirdiğim yine akıcı bir Ayfer Tunç romanı. Kitapta büyük bir gizem ya da yapay bir merak yok; her şey en başından belli bir akışla ilerliyor. Buna rağmen dili o kadar sade ve akıcı ki, insanı hiç yormadan su gibi okunuyor. Asıl çekim noktası olaylar değil, karakterlerin derinliği ve hikâyenin taşıdığı duygusal yük. Romanda Şehnaz, annesi Ayhan Hanım ve anneanne Hatice üzerinden bir ailenin kadınlar ekseninde taşınan travmalarına tanık oluyoruz. Merkezde ise Şehnaz’ın hayatını 30 yıl boyunca etkileyen Bay E. var. Şehnaz, üniversiteden hocası olan Bay E.’ye âşık oluyor ve bu ilişki yıllar içinde sağlıksız bir bağımlılığa dönüşüyor. Kendisi de bunu açıkça kabul ediyor.Eğitimli entelektüel bir metres olduğunu. Bay E. ise aristokrat kökenli, dışarıdan saygın ve güçlü görünen ama ilişkilerinde oldukça yıkıcı etkiler bırakan bir karakter. Kitapta kendisine herhangi bir psikolojik tanı konulmuyor ancak tavırları, kendini beğenmişliği ve çevresindeki insanları manipüle etme biçimi güçlü narsistik özellikler hissettiriyor. Bir diğer önemli karakter olan Eyşan ise Bay E.’nin eşi. Kendisi de güçlü ve aristokrat bir aileden geliyor; her şeyi bilmesine rağmen evliliğini sürdürmesi, roman boyunca en çok düşündüren noktalardan biri oldu.Aile geçmişine baktığımızda ise kuşaktan kuşağa aktarılan sırlar, terk edilme duygusu ve travmalar ortaya çıkıyor.Dışarıdan ne kadar güçlü görünseler de, bu ailedeki kadınların ortak noktası geçmişlerinden taşıdıkları derin yaralar. Akıcı diliyle de uzun süre akılda kalıyor.
Annemin Uyurgezer GeceleriAyfer Tunç · Can Yayınları · 20267,1bin okunma
Sil baştan başlayalım mı?
Puan vermedi·48 syf.··
2026 42. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 18:42
youtu.be/yjGigzkkXMM?si=... Sil baştan sevmek gerek bazen, Her şeyi, unutmak... Ve Haziran sayısı... "Bu sayı bu hayatı öyle de böyle de sevenlere... Sil baştan yapabilenlere, şarkılara, eskilere, gidenlere, dönenlere..." Yerden yere vurduğum mayısın bir sonrası: #303789894 Bazen diyorum fazla mı hassasız, umurunda değil kimsenin kötüye giden ne varsa. Neyi dert edinsek yalnız bulduk kendimizi. Neyi dert edinsek dert edinmişliğimizle kaldık. Sen kendi resmini kendin de yapamazsın, Bir açılıp bir kapanır kapılar yüreğinde, diyen Nazım Hikmet Ran'ın dizeleriyle başlıyor bu ayki sayı. Akabinde, kuşların şarkısını söylüyor Aylin Balboa, "İnsan üzülmekten hasta olabilen aciz bir canlıydı." Hiçbir şeyim yok, diyor Nermin Yıldırım, sahi, ne kadar hiçbir şeyimiz yok değil mi? Damardan giriyor Gökhan Dağıstanlı, "Suçlusu da yok suçu da yok bu hikâyenin. Bana hiç uğramayan bir hayale kanmışım." Saplantılı bir aşkın anatomisinden bahsediyor Beyhan Budak: Limerence, sıcağı sıcağına kitabını bitirmişken... #306430650 Ve şiir gibi Bedia Ceylan Güzelce, "Dünyanın bütün kapılarını yükleyip ruhun gemisine, seni bir de öyle sevmek vardı." İnsan bazen olması gerekeni değil, kendisini mahvedecek şeyi seviyor. Gitme iki gözüm, "Mauro Emanuel İcardi Rivero" youtube.com/shorts/kpxnhBAW... "Yüz kere Eyşan, bin kere Eyşan diyen Ömer gibi, yüz kere Icardi, bin kere Icardi." Toksik bir ilişkinin dışavurumu gibiydi Hilal Serbes'in yazısı. "Can Kırıkları" çıktım "Hangi Şebnem Şarkısısın" anketinde. Hiç kimseye huzur yok, derken Murat Menteş, Ferdi Tayfur düştü aklıma, "Huzurum kalmadı, şu fani dünyada." Günün Hikâyesi'ni anlatıyordu Cem Davran, zihnimin arka fonunda Ferdi Baba
Dergi
Kafa Dergisi - Sayı 141 (Haziran 2026)Kafa Dergisi · Kafa Grup Yayıncılık · 202628 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
7/10
·440 syf.··
2026 25. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2026 00:00
Okumadan önce çok fazla etrafından duyduğum ve duyduğum içinde ön yargılı olduğum okumaya başladığım ilk etapta 'bu muydu yani, ne bekliyordum ki' diye düşündüğüm sonlara doğru kendine beni gittikçe bağlayan ama E. Ye karşı aşkını betimlemeye başladığında sıklıkla buz gibi soğuduğum 'bu insanlar bu kadar aşık olmayı nasıl başarıyor ya' diye düşündüren ama sıklıkla olay örgüsü de ileri geri yaptığı için çok fazla düşünemeden dikkatimi toplayan güzel bir kitaptı. Hayata devam etmişti. 45 yaşındayken kendini asarak öldüren Esme'nin varoluş hikayesinin yanında anneannemin hikayesi bir hiçti. 57 yaşında beyin kanamasından ölen anneannemin varoluş hikayesinin yanında annemin hikayesi hiçti. 76 yaşında annesi gibi beyin kanamasından ölen annemin varoluş hikayesinin yanında benim hikayem bir hiçti. Benim varoluş hikayemin yanında Eyşan'ın hikâyesinin HİÇ ya da onun hikayesinin yanında benim hikayemin HİÇ olup olmadığını bilmiyorum. Öğrenmek istemedim. Bu cümleleri sıklıkla hepimiz düşünmüşüzdür aslında ama burda karakterin bu kadar geçmişini ve anılarını hatırladığı eleştirdiği incelediği kişilerden sonra çok anlamlı bir yerde söylenmiş güzel bir çıkarımdı. Bunu da anmadan geçmek istemedim.
Annemin Uyurgezer GeceleriAyfer Tunç · Can Yayınları · 20267,1bin okunma
8/10
·440 syf.··
Beğendi
·
2026 2. kitabı
Annemin Uyurgezer Geceleri Şehnaz, Ayhan Hoca, Hatice Şehbal ve Esme… Birbirinden farklı dört dönem, dört hayat gibi görünüyorlar ama aslında çok tanıdık bir yerde buluşuyorlar: duygular. Dönemler değişiyor, isimler değişiyor, zaman ilerliyor ama insanın içindeki bazı hisler hep aynı kalıyor gibi. Şehnaz’ın E’ye karşı hislerini ve geçmişe dair unutamadığı anıları okurken en çok şunu hissettim: sanki olayları izlemiyorum, içinde duruyorum. Mekânın içindeyim, onların yanındayım. Bu kitapta en çok hissettiğim şey “hikâye” değil, atmosfer oldu. Okurken dışarıdan izlemiyorsun, içeriye giriyorsun. Betimlemeler o kadar güçlü ki, olayları okumuyorsun; adeta yaşıyorsun. Hatice Şehbal (anneanne), zorlu geçmişiyle yüzleşemeyen ve acısından kaçmak için kendine başka bir gerçeklik kuran biri.Kaçışını anlamak kolay ama içinde ne taşıdığını görmek zor. Ayhan Hoca ise daha gerçekçi, kontrollü, ayakları yere basan biri. Ama onun da baş etme biçimi farklı: bastırmak. Ve bu bastırmanın bir noktada uyurgezerlikle ortaya çıkması çok çarpıcı. Şehnaz ise en karmaşık karakter… Her şeyi bilen, gören ama buna rağmen acıya doğru yürüyen biri gibi. Bunu okurken ister istemez “neden?” sorusu akılda kalıyor. Kitabın sonlarına doğru gizemler tek tek çözülüyor, ama yine de akıllarda bazı soru işaretleri bırakıyor. Ben yaşanan olaylara iki farklı bakış açısı daha eklenebileceğini düşünüyorum. Kitapta ismi sık sık geçen E ve Eyşan tarafından da anlatılan hikayeleri okumak isterdim, umarım devam niteliğindeki kitaplar eklenir listemize Ben keyifle bir çırpıda okudum. Gönülden tavsiye
Annemin Uyurgezer GeceleriAyfer Tunç · Can Yayınları · 20267,1bin okunma
7/10
·416 syf.··
2026 9. kitabı
·
32 günde okudu
·
Okunma: 25 Nisan 2026 02:53
Selam, size yeni bir Ümran Tan kaleminden yazılmış kitap önerisiyle geldim. Kırık Sühve benim için böyle sakin başlayıp içten içe insanı parçalayan kitaplardan biri oldu. Okurken sürekli "ya yapma artık" dediğim anlar oldu ama bir yandan eysanı o kadar iyi anlıyorsun ki... kızamıyorsun bile. Eyşan'ın güçlü durmaya çalışıp aslında içten içe kırılması çok gerçek hissettirdi. Hani dışarıdan bakınca "abartıyor" dersin ama içine girince her şeyi hissediyorsun ya... tam olarak öyle. Özellikle bazı sahnelerde durup düşündüm, "ben olsam ne yapardım?" diye. Bence kitap sana şunu sorgulatıyor: Birini sevmek gerçekten yetiyor mu, yoksa bazen en çok sevdiğin kişi seni en çok yoran mı oluyor? Açıkçası aşırı romantik bir hikâye bekliyorsan değil, daha çok yaralayan, yoran ama gerçek hissettiren bir aşk hikâsi arıyorsan tam senlik.
1000Kitap
Kırık SühveÜmran Tan · Dokuz Yayınları · 2021293 okunma
İlk Ayfer Tunç Kitabım
10/10
·440 syf.··
2026 1. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 19 Nisan 2026 00:00
- Spoiler olabilir - Borges’in hiçbir şeyi unutamadığı için düşünme yetisini kaybeden Funes’e benzeyeceğimden korkuyorum diyerek başlaması kitapta olanları özetliyor. Unutamadıklarını yazarak kendisiyle yüzleşip hayatının muhasebesini yapıyor, belki de travmalarını yazarak kendini rehabilite ediyor, okuyucuya bu mesajı veriyor olabilir. Ayrılığın hediyesi şarkısında “iyiniyetlerimi bir bir yargılayıp asıyorum” diyen Ahmet Kaya gibi, karakterlerin travmalarını yargılayıp bir bir asmış, bir nevi korkularıyla yüzleşme diyebilirim. Takıntılı bir aşk hikayesi gibi görünse de gerek sosyolojik tespitler gerekse ülkemiz panoraması, hazır konfeksiyon gibi değil, terzi dikişi bir elbise gibi resmedilmiş; yazarın bu titiz işçiliği, sosyolojik derinliği adeta bir nakış gibi metne işlemiş. Hukukta karar alma mekanizmasını sakatlayan irade fesadı halleri vardır. Korkutma – tehdit – aldatma – yanılma Yani bir kişiyi tehdit ederek bir karar aldırırsanız onun iradesini sakatlamış ve yanlış karar aldırmış olursunuz gibi. Bana göre bir insanın aşık hali de bu irade fesadı hallerinden biri olabilir. Yani aşık insanın iradesi kendi elinde olmadığı için aldığı kararları irade fesadı haliyle almış gibi değerlendirebiliriz. Şehnaz’ın durumunu bu şekilde yorumluyorum. Akademi dünyası özelinde ülkemiz panoraması iyi çekilmiş. “Doçent olana kadar büyük hocaların krallıklarında paryaydılar ve bu paryalar krallarına yaranabilmek adına yaptıkları övgüler zinciri dünyayı üç defa turlayabilirdi.” Kemal Tahir’in bir orospu tanımı var: “Orospunun dişisi, erkeği olmaz. Orospuluk huydur. Söz verip tutmamak, borcunu inkâr etmek, birini casuslamak, arkadan adam vurmak, kendinden zayıfı ezmek; hattâ korkmak bile yerine göre orospuluktur.” Kısacası yazar diyor ki ülkemizde bir kısım insanlar gücünü
Duygu ve Düşünce
Annemin Uyurgezer GeceleriAyfer Tunç · Can Yayınları · 20267,1bin okunma