Cehennem Geçidi: Sekoya Ağacı, adının hakkını veren bir geçiş romanı. Sadece mekânlar arasında değil; korku ile cesaret, kayıp ile umut, karanlık ile sevgi arasında bir geçiş. Yusuf Öztürk, modern dünyanın içinden başlayıp kadim bir karanlığa uzanan bir atmosfer kurmuş. Ormanın içindeki sekoya ağacı yalnızca bir ağaç değil; hafızanın, köklerin ve yüzleşmenin sembolü gibi.
Ailesini bir uçak kazasında kaybettiğine inanmayan bir kadının, onları bulmak için cehenneme inmeyi göze alması… İşte hikâyenin kalbi tam olarak burada atıyor. Bu, fantastik bir maceradan çok daha fazlası; sevginin sınırlarını test eden bir cesaret anlatısı. Karanlık sahnelerde bile duygusal bir damar var ve bu damar metni diri tutuyor.
Atmosfer yer yer ürpertici, yer yer epik. Özellikle geçit sahneleri ve yeraltı tasvirleri görsel bir şölen hissi yaratıyor. Okurken kendimi hem bir maceranın içinde hem de bir annenin yüreğinde buldum.
Kısacası; karanlık fantastik seven ama hikâyede güçlü bir duygu zemini arayanlar için dikkat çekici bir başlangıç. Bu evrenin devamını merak ettim.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!