Örnegin bir birey, büyük bir salona girip kalabalık bir insan grubuyla karşı karşıya geldiğinde kızarıp bozarmaktan korkuyorsa, bu koşullarla karşılaştığında kızarıp bozarmaya daha yatkın olacaktır. Bu bağlamda "Arzu, düşüncenin babasıdır" şiarını "Korku, olayın anasıdır" şeklinde çevirebiliriz.
“Hali hazırda ikinci kez yaşıyormuşçasına ve ilk seferinde, şimdi olduğu gibi yanlış hareket etmek üzereymişsiniz gibi yaşayın!” İnsanın sorumluluk duygusunu, ilk olarak şimdiki anın geçmiş olduğunu, ikinci olarak da bu geçmişin değiştirilebilir ve onarılabilir olduğunu hayal etmeye çağıran bu şiardan daha iyi tetikleyebilecek bir şey düşünemiyorum.
bizim de ıstırabın tamamıyla yüzleşmemiz, zayıflık ve kaçamak gözyaşı anlarını da asgaride tutmamız gerekiyordu fakat gözyaşlarımızdan utanmamızın gereği yoktu; çünkü gözyaşları insanın cesaretlerden en büyüğü olan acı çekme cesaretine sahip olduğunun kanıtıdır. Bunu pek azı fark etmiştir. Bazıları utanarak ağladıklarını itiraf ederler; tıpkı ödemden nasıl kurtulduğunu sorduğum yoldaşımın itirafi gibi: "Ağlayarak içimden attım."