Bir Türk babası, çocuğunun Türkçe konuşmamasına, Türkçe okuyup yazmamasına, Türk tarihini bilmemesine rıza gösteremez; aynı zamanda İslâm itikadı(inancı) ve ibadetlerini bilmemesini, İslâm tarihinden bihaber(habersiz) kalmasını da tasvip edemez. Bu baba çocuğunun Türk ve İslâm olarak büyümesini istediği gibi, muasır bir insan olarak yetişmesini de arzu eder.
Acaba Türklerde milliyet hissinin uyanmasından fayda mı yoksa zarar mı hâsıl oldu(meydana geldi)?
Hiçbir zararını gören ve gösteren yoktu; faydaları ise sayılamayacak kadar çoktu: Türkçenin sadeleşmesi, sarfımızın(gramerlerimizin) yabancı kaidelerden(kurallardan)kurtulması, şiirimizin millî vezinde yazılması, edebiyatımızın Yunan ve İran esatirinden(mitolojisinden) kurtularak millî menkıbeler ve üstûrelerle(destanlarla) süslenmesi, millî intibahla(uyanışla) beraber onun lâzım-ı gayr-i müfârıkı(ayrılamaz parçası) olan dinî bir intibahın başlaması, mensup olduğumuz ümmetle beynelmileliyetin taayyünü(belirmesi), millî iktisat, millî idman ve millî ahlâkın inkişafı(gelişmesi), gençlerde bir mefkûre(ülkü) uğrunda ölmek hissinin doğması, unsurlarla müşareket(ortaklık) hissi dolayısıyla anlaşabilmenin kolaylaşması, her fert tarafından millî bir mesuliyetin his ve deruhte edilmesi(yerine getirilmesi).