İstanbullular kendilerine şehrî(şehirli) namını veriyor, taşralılara ise coğrafi karabetine göre Arnavut, Arap, Kürt, Laz diyorlardı. Rumeli ahalisi umumîyetle Arnavut'tu, Karadeniz sahili yalnız Lazlarla, Şarkî(doğu) Anadolu yalnız Kürtlerle meskûn idi. Böyle bir coğrafî kavmiyet unvanı bulamayanlar da mefahirini(övünmesini) daha parlak gördüğü kavimlerden birine gönüllü yazılıyordu. Bu suretle aslen Türk olan pek çok genç Arnavutlukla, Araplıkla yahut Kürtlükle iftihar ediyorlardı.