İrvın Yalom'un "Nietzsche Ağladığında" kitabını okuduktan sonra hem yazara hem kitaba aşırı derecede hayran olmuş ve kendisini seven herkesin bu muhteşem psikolog ve psikanalist Yalom'u okumaya davet etmiştim.
Gündüz Vassaf ile ilk tanışma kitabım "Cehenneme Övgü" Türklerin İrvın Yalom'u olarak gördüm ve Türk olmasından gurur duydum. Aynı zamanda da bu değerli psikolog yazarı önce Almanya, sonra Hollanda ve en son da Amerika'ya kaptırdığımız için üzüldüm. Yazara karşı hislerim tamamiyle "Ben sevdim eller aldı" oldu. Olsun, başında Türk Yazar ünvanı olduğu sürece yaşadığı ülkeler bir Türk psikoloğun da uluslararası olabileceğini bana gösterdi. Uluslararası yazarlarımız var ama hem psikolog hem yazar olarak tanıdığım ve sevdiğim ilk insandır. Bir de Mehmet ÖZ var değil mi ? :) Neyse konudan sapmayarak totaliter güçle arasında muhteşem bir savaş olan ve okuyucuyu bu savaşın tam içine sokan, psikolog olmasına rağmen kendi mesleğinin bile otoriteye hizmet ettiğini açıkça, dürüstçe ve yüreklice ifade eden muhteşem Türk'ün beni en çok etkileyen konu başlıklarına geçeyim.
Nietzsche Ağladığında bir roman olmasına rağmen Cehenneme Övgü tam olarak bir felsefe, düşünce ve sosyoloji kitabıdır. Nietzsche Ağladığında yarı gerçek yarı kurgu, Cehenneme Övgü ise gerçeğin ta kendisidir! O yüzden daha etkileyicidir. (Bence)
Geceye Övgü
İlk bölümün ilk konusu. Bir günün, gündüzüne ve gecesine olan bakış açım tamamen değişti diyebilirim. Gündüz robotlaşan insanın geceleri nasıl özüne ve özgürlüğüne döndüğüne okuyarak ve yaşayarak apaçık şahit oldum.
Özgürlük Cehennemindir
Totaliter güçlerin, bizi yönetenlerin yeryüzde vaadettikleri sahte Hasan Sabbah cennetine bir meydan okuma. Cehennemi bu dünyada da yok sayamazsınız ama hiçbir iktidar yönettiği halkına cehennemi vaadetmez. Günümüzde