Ahlakı iki kısma ayırırım ben. Küçük planı, boyun eğeni, şu sıradan insanların ki, habire değişeni, şu budalalar topluluğunun ahlakı. Öteki de ölümsüz olanı, her yerde ve her şeyin üzerinde olanıdır. O çok yücedir. Bizi kuşatan erdemler, aydınlatan mavi gökyüzü gibi yani.
Bazen affetmeyi zorlaştıran şey yaşanan olayın kendisi değil, hiçbir zaman duyamadığımız bir kelimedir.
Üzgünüm..
Veya özür dilerim..
O kelime hiç gelmez bazen.
Ve içimizde bir şey yarım kalır. Çünkü o özür sadece pardon demek değildir.
-Kendime Kulak Verdim (Affedemiyorum ama bu yükten de çok yoruldum)
Hayat, iyileşmek ve kötüleşmek, sonra tekrar iyileşmek üzerine kurulu, o yüzden kötüleşmek de hayatın doğal bir parçası ve bununla baş etmeyi öğrenmeliyim.
Mutsuzluk yağ gibi üste çıkarken mutluluk dibe çöküyor. Fakat ikisini de içinde bulunduran kaba hayat diyor ve tam da burada teselli ve neşe buluyoruz. Üzgünüm ama aynı zamanda hayattayım da, tüm bunları yaşıyorum. Bu da benim tesellim ve neşem.
"Ah Nastyenka, Nastyenka! Bu sözle ne çok şey anlattın! Böyle bir sevgi başka zaman olsa yüreği üşütür, ruha ağır gelir. Senin elin soğuk, benimkiyse ateş gibi sıcak. Ne kadar körsün Nastyenka!.. Ah! Mutlu bir insan ne çekilmez oluyor bazen! Ama sana kızamam ben!.."