Fikrine zarar verenden uzak dur, zekanı küçümseyenle muhatap olma, gelecek görmediğine zaman harcama, zihnen tatmin etmeyenin görünüşüne aldanma, kedileri çok sev ve biraz da inadına tebessüm et; karıncaları ezme ..
Hepsi bu ..
Bu seste, Ortadoğu'ya özgü bir kaypaklık, bir kandırmaca, bir yalan, güçsüz olanı ezme, güçlünün önünde ise el etek öperek riyakarca eğilme demek olan bir yaşam üslubu vardı.
Sistem bizi zorla değil, özendirerek çalıştırıyor. İmrendirerek, aldatarak çalıştırıyor. Gönüllü kurbanlarız. Sömürü biçimi değişmişken, ezme biçimi değişmişken inat edercesine aynı duvara tosluyoruz. Algoritmalarının gönüllü kurbanları olmamız da cabası.
Şöyle tüm boşver’mişliklerimi yanıma alıp gün batımının o turuncu-mor sessizliğinde, yeni biçilmiş çimlerin kokusunu içime çekerek masayı kurmak… Yanında buz gibi rakı, birkaç dilim karpuz, beyaz peynir, kavun, taze salatalık, acılı ezme, ızgara yaprak sarma, bir de bolca muhabbet ya da derin bir sessizlik.