x X x

x X x
17 okur puanı
Nisan 2021 tarihinde katıldı
...Bütünün parçalarından daha özgür olacağını göreceğiz. Yaşam dünyasında evrimsel sürecin korsan tanrıların yaptıklarının yerini alıp alamayacağına ilişkin teknik soru geniş kapsamlı etkilere sahiptir. Dahası, cevabin kendisi, içinde ilginç anlamlar barındırır. Böyle bir yaşam dünyasında kendiliğinden üreyen varlıklar bulunurdu ve bizler, bunların gerçekten de var olabileceğini, Conway ve öğrencilerinin Evrensel Turing Makinesini böyle bir mekanizma içine yerleştirmesinden biliyoruz. Onlar aslında John von Neunmann'ın kendi kendine üreyebilen otomatlarıyla ilgili öncül düşünce deneylerini anlamak için Yaşam Oyununu geliştirdiler ve her biri Evrensel Turing Makinesi olan, petri kabındaki bakteriler gibi boş alanı dolduran ve kendi kendilerine üreyen yapıları tasarlamada başarılı oldular.
x X x
youtube.com/watch?v=DD0B-4K... Conway'in oyunu ile rassallıkla oluşturulmuş evrensel turing makinesi. (evrensel)
Reklam
Eğer ilgi nedeniyle rnotive olmasam, hiç kimseyle konuşmaya zahmet etmem. Üstelik ilgi, bilinçaltındaki önyargılann bir bütünüdür. Ben konuşurken tüm önyargılanrn birlikte çalışır ve sizler yüzeyde benim tarzırnı, benim kişiliğiınİ algılarsınız. Ama bu tarz, sayısız önceliğin, önyargının, eğilirnin bir araya gelişinden oluşmuştur. Bunlann milyonlarcasının etkileşimi de ortaya arzu- lan çıkanr. Her şey bir araya toplanır! Böylece duygu içermeyen hesaplamalara gelmiş oluyorum. Elbette bu durum hesap rnakinelerinde, yazar kasalarda görülür. Hatta günümüzdeki bilgisayar prograrnlan için bile doğru olduğunu söyleyebilirim. Ama yeterli sayıda duygu içermeyen hesaplamayı koordineli bir organizasyon içinde toplarsanız, başka düzeyde özellikleri bulunan bir şey elde ederseniz. Artık bunu minik hesapiann bir demeti olarak değil, arzular, inanışlar ve eğilimlerin bir sistemi olarak görürsünüz, daha doğrusu görrnek zorundasınız. Her şey yeterince karmaşık bir hal alınca da tanımlama düzeyini değiştirmeniz gerekir. Belirli bir dereceye kadar bunlar zaten oluyor ve bu nedenle satranç prograrnlan ve mekanik düşüncenin başka girişimlerinden söz ederken 'isternek', 'düşünmek', 'denemek' ve 'umut etmek' sözcüklerini kullanıyoruz. Gözlemcinin bu düzey değişikliğine Dennett, "amaçlı duruşu benirnserne' adını veriyor. Sanının programın kendisi, amaçlı duruşu kendine karşı benimsemeye başladığı zaman yapay zekada ilginç şeyler oluşmaya başlayacak
Sayfa 108
1000Kitap Kullanıcısı isimli okura yanıt verildi
x X x
resim çekip bilgisayardan taratıp atıyordum bu yüzden kaymalar oluyor. deniyecem çok teşekkürler hocam
Plotinos'un Platon'a duyduğu saygı çok büyüktür; Platon'a genellikle “0” diye işaret edilir Genel olarak “mübarek eskiler” saygıyla ele alınır, ama bu saygı atomculara gösterilmez. Hâlâ faal olan Stoacıların yalnızca materyalizmine, Epikurosçuların felsefesinin her şeyine itiraz edilir. Aristoteles, ondan alınanlar çoğu kez belirtilmediği için, göründüğünden daha büyük bir rol oynar. Birçok noktada Parmenides'in etkisi hissedilir. ... Bu nedenle “ilahi sahipli ve ilahi esinli” olduğumuz zaman yalnızca nous'u değil, Bir'i de kavrarız. O yüzden İlahi olanla ilişki içinde olduğumuz zaman, görüyü sözcüklerle ifade edemeyiz ya da muhakeme edemeyiz; bu, daha sonra gelir. “Temas anında herhangi bir doğrulama yapma yetisi yoktur; boş zaman yoktur, görüyü muhakeme etme daha sonra olur. Ruh aniden ışığı alınca görüye sahip olduğumuzu bilebiliriz. Bu ışık Yüce'den gelir ve Yüce'dir; bir adamın çağrısı üzerine öteki Tanrı gibi, ışık getirerek gelince Mevcudiyete inanabiliriz; ışık, gelmenin kanıtıdır. Bu nedenle aydınlatılmamış Ruh, görüsüz kalır; aydınlatılınca, aradığına kavuşur. Ruh'un önüne konulan gerçek amaç budur; ışık almak, Yüce'yi başka bir ilkenin ışığıyla değil Yüce'yle görmek -görünün aracı da olan Yüce'yi görmek; çünkü Ruh'u âydınlatan şey, tıpkı güneşin ışığıyla güneşi görmemiz gibi, göreceğimiz şeydir.
x X x
dinlerin kaynağı veya özeti sanki
PLATON: Evet, düşünceme sözcükleri sistematik olarak birbiriyle bağlantılandırma alışkanlığı rehberlik ediyor. SOKRATES: O zaman bir kez daha bu bilinçli düşüncelerin refleks bir edimle üretildiği ortaya çıkıyor. PLATON: Bu doğruysa bilinçli olduğumu nasıl bilebilirim, yaşadı- gımı nasıl hissedebilirim, bunu göremiyorum, ama dayan- dığın savı izleyebiliyorum. SOKRATES: Ama bu savın kendisi tepkinin alışkanlıktan ibaret ol- duğunu ve seni yaşadığını bildiğini söylemeye yönlendiren bilinçli bir düşünce olmadığını gösteriyor. Üzerinde düşün- mekten vazgeçtiğinde, böyle bir cümle dile getirmekle ne demek istediğini gerçekten anlıyor musun? Yoksa bu bilinç- li olarak düşünmeden öylece aklına mı geliyor? PLATON: Kafam öyle karıştı ki, aslında bilmiyorum. SOKRATES: Yeni yollara sapınca insanın kafasının nasıl karıştığı- nı görmek ilginç oluyor. “Yaşıyorum” cümlesini ne kadar az anladığını görüyor musun?
Sayfa 27
x X x isimli okura yanıt verildi
x X x
İlm kesbiyle pâye-i rif’at Ârzû-yı muhâl imiş ancak Aşk imiş her ne var âlemde İlm bir kîl u kâl imiş ancak
PLATON: Evet, düşünceme sözcükleri sistematik olarak birbiriyle bağlantılandırma alışkanlığı rehberlik ediyor. SOKRATES: O zaman bir kez daha bu bilinçli düşüncelerin refleks bir edimle üretildiği ortaya çıkıyor. PLATON: Bu doğruysa bilinçli olduğumu nasıl bilebilirim, yaşadı- gımı nasıl hissedebilirim, bunu göremiyorum, ama dayan- dığın savı izleyebiliyorum. SOKRATES: Ama bu savın kendisi tepkinin alışkanlıktan ibaret ol- duğunu ve seni yaşadığını bildiğini söylemeye yönlendiren bilinçli bir düşünce olmadığını gösteriyor. Üzerinde düşün- mekten vazgeçtiğinde, böyle bir cümle dile getirmekle ne demek istediğini gerçekten anlıyor musun? Yoksa bu bilinç- li olarak düşünmeden öylece aklına mı geliyor? PLATON: Kafam öyle karıştı ki, aslında bilmiyorum. SOKRATES: Yeni yollara sapınca insanın kafasının nasıl karıştığı- nı görmek ilginç oluyor. “Yaşıyorum” cümlesini ne kadar az anladığını görüyor musun?
Sayfa 27
x X x
insanın bilgisayrda çalışan yapay sinir ağından tek farkı daha fazla ağa sahip olması ? gerçekte ezberci düşünemeyen varlıklardan
Reklam