x X x

Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
► Akhilleus: Neden buna “simge yönlendirim i” diyorsun? Eğer simgelerin ken­dileri etkinse, kim onları yönlendiriyor? Yönlendiren kim? ►Karmcayiyen: Bu bizi daha önce am aç hakkında o rtaya attığın soruya döndürür. Simgelerin kendilerinin etkin oldukları konusunda haklısın, ama sürdürdükleri etkinliklerde m utlak bir özgürlüğe sahip değiller. Bütün simgelerin etkinlikleri içlerinde bulundukları tüm dizgenin hali tarafından sıkı bir şekilde belirlenir. Dolayısıyla simgelerin birbirlerini nasıl tetiklediğinden tüm dizge sorumludur ve bu yüzden tüm dizgeden “yönlendirici” olarak söz etm ek oldukça usauygundur. Simgeler çalıştıkça, dizgenin hali yavaş yavaş dönüşür ya da güncelleşir. Am a zam anla aynı kalan birçok özellik vardır. İşte yönlendirici kısmen sabit kalan, kısmen-değişen bu diz­gedir. Bu tüm dizgeye bir ad verilebilir, örneğin Hillary Teyze, simgeleri yönlendirdiği söylenebilecek “kimse”dir; benzeri bir şekilde sen de Akhil­leus. ►Akhilleus: Benim kim olduğum un oldukça tuhaf bir tasviri. Tam olarak anlayabildiğimden emin değilim, ama bunu biraz düşüneceğim. ►Tosbağa: Sen beynindeki simgeler hakkında düşünürken beynindeki simgeleri izlemek oldukça ilginç olurdu.
Sayfa 422
Genel olarak düşüncelerimin kontrolünün bende olduğunu düşünüyordum, ama sizin meseleyi ortaya koyuşunuza bakılırsa, her şey tersine çevriliyor ve sanki “BEN” tüm bu nöral yapının ve doğa yasalarının sonucu olarak ortaya çıkıyorum. Kendi BENLİĞİMİ en iyi durumda, doğa yasaları tarafından yönetilen bir organizmanın bir yan ürünü ya da en kötü durumda, benim çarpık perspektifımin ürettiği yapay bir kavram olarak görmem gerekiyor. Başka bir deyişle, bana kim ya da ne olduğumu, hatta bir şey olup olmadığımı bilmediğimi hissettiriyorsunuz
Eğer ilgi nedeniyle rnotive olmasam, hiç kimseyle konuşmaya zahmet etmem. Üstelik ilgi, bilinçaltındaki önyargılann bir bütünüdür. Ben konuşurken tüm önyargılanrn birlikte çalışır ve sizler yüzeyde benim tarzırnı, benim kişiliğiınİ algılarsınız. Ama bu tarz, sayısız önceliğin, önyargının, eğilirnin bir araya gelişinden oluşmuştur. Bunlann milyonlarcasının etkileşimi de ortaya arzu- lan çıkanr. Her şey bir araya toplanır! Böylece duygu içermeyen hesaplamalara gelmiş oluyorum. Elbette bu durum hesap rnakinelerinde, yazar kasalarda görülür. Hatta günümüzdeki bilgisayar prograrnlan için bile doğru olduğunu söyleyebilirim. Ama yeterli sayıda duygu içermeyen hesaplamayı koordineli bir organizasyon içinde toplarsanız, başka düzeyde özellikleri bulunan bir şey elde ederseniz. Artık bunu minik hesapiann bir demeti olarak değil, arzular, inanışlar ve eğilimlerin bir sistemi olarak görürsünüz, daha doğrusu görrnek zorundasınız. Her şey yeterince karmaşık bir hal alınca da tanımlama düzeyini değiştirmeniz gerekir. Belirli bir dereceye kadar bunlar zaten oluyor ve bu nedenle satranç prograrnlan ve mekanik düşüncenin başka girişimlerinden söz ederken 'isternek', 'düşünmek', 'denemek' ve 'umut etmek' sözcüklerini kullanıyoruz. Gözlemcinin bu düzey değişikliğine Dennett, "amaçlı duruşu benirnserne' adını veriyor. Sanının programın kendisi, amaçlı duruşu kendine karşı benimsemeye başladığı zaman yapay zekada ilginç şeyler oluşmaya başlayacak
Sayfa 108
Bilinen iki yapı arasındaki eşbiçimliliğin algılanması bilgide önemli bir ilerleme anla­ mına gelir - ve ben kişilerin zihinlerinde anlamları yaratanın bu türden eşbi­ çimlilik algılamaları olduğunu iddia ediyorum. Eşbiçimliliğin algılanması üs­ tüne son bir söz: bunlar mecazi olarak söylersek, birçok biçim ve boyutta or­ taya çıktıklarından, gerçekten bir eşbiçimlilik bulduğunuz zaman tam olarak açık değildir. Dolayısıyla “eşbiçimlilik,” sözcüklerin - kusur olduğu kadar ya­ rarlı da olan, o olağan anlam-belirsizliklerinin tümünü içeren bir sözcüktür.