x X x

Genel olarak düşüncelerimin kontrolünün bende olduğunu düşünüyordum, ama sizin meseleyi ortaya koyuşunuza bakılırsa, her şey tersine çevriliyor ve sanki “BEN” tüm bu nöral yapının ve doğa yasalarının sonucu olarak ortaya çıkıyorum. Kendi BENLİĞİMİ en iyi durumda, doğa yasaları tarafından yönetilen bir organizmanın bir yan ürünü ya da en kötü durumda, benim çarpık perspektifımin ürettiği yapay bir kavram olarak görmem gerekiyor. Başka bir deyişle, bana kim ya da ne olduğumu, hatta bir şey olup olmadığımı bilmediğimi hissettiriyorsunuz
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Eğer ilgi nedeniyle rnotive olmasam, hiç kimseyle konuşmaya zahmet etmem. Üstelik ilgi, bilinçaltındaki önyargılann bir bütünüdür. Ben konuşurken tüm önyargılanrn birlikte çalışır ve sizler yüzeyde benim tarzırnı, benim kişiliğiınİ algılarsınız. Ama bu tarz, sayısız önceliğin, önyargının, eğilirnin bir araya gelişinden oluşmuştur. Bunlann milyonlarcasının etkileşimi de ortaya arzu- lan çıkanr. Her şey bir araya toplanır! Böylece duygu içermeyen hesaplamalara gelmiş oluyorum. Elbette bu durum hesap rnakinelerinde, yazar kasalarda görülür. Hatta günümüzdeki bilgisayar prograrnlan için bile doğru olduğunu söyleyebilirim. Ama yeterli sayıda duygu içermeyen hesaplamayı koordineli bir organizasyon içinde toplarsanız, başka düzeyde özellikleri bulunan bir şey elde ederseniz. Artık bunu minik hesapiann bir demeti olarak değil, arzular, inanışlar ve eğilimlerin bir sistemi olarak görürsünüz, daha doğrusu görrnek zorundasınız. Her şey yeterince karmaşık bir hal alınca da tanımlama düzeyini değiştirmeniz gerekir. Belirli bir dereceye kadar bunlar zaten oluyor ve bu nedenle satranç prograrnlan ve mekanik düşüncenin başka girişimlerinden söz ederken 'isternek', 'düşünmek', 'denemek' ve 'umut etmek' sözcüklerini kullanıyoruz. Gözlemcinin bu düzey değişikliğine Dennett, "amaçlı duruşu benirnserne' adını veriyor. Sanının programın kendisi, amaçlı duruşu kendine karşı benimsemeye başladığı zaman yapay zekada ilginç şeyler oluşmaya başlayacak
Sayfa 108
Bilinen iki yapı arasındaki eşbiçimliliğin algılanması bilgide önemli bir ilerleme anla­ mına gelir - ve ben kişilerin zihinlerinde anlamları yaratanın bu türden eşbi­ çimlilik algılamaları olduğunu iddia ediyorum. Eşbiçimliliğin algılanması üs­ tüne son bir söz: bunlar mecazi olarak söylersek, birçok biçim ve boyutta or­ taya çıktıklarından, gerçekten bir eşbiçimlilik bulduğunuz zaman tam olarak açık değildir. Dolayısıyla “eşbiçimlilik,” sözcüklerin - kusur olduğu kadar ya­ rarlı da olan, o olağan anlam-belirsizliklerinin tümünü içeren bir sözcüktür.
Tam sayılar ne önermeler, ne de onların özellik­ leridir. Sayılar kuramının bir önermesi, sayılar kuramının bir önermesi hak­ kında değildir; yalnızca sayılar kuramının bir önermesidir. Problem budur; ama Gödel burada göze çarpandan fazlasının olduğunu kavramıştı. Gödel, sayılar kuramının bir önermesinin sayılar kuramının önermesi hak­ kında (hatta belki de kendi hakkında) olabileceğini anlamıştı, yeter ki sayılar bir biçimde önermelerin yerine durabilsin. Başka bir deyişle kod kavramı onun inşasının can alıcı noktasıdır. Genellikle “Gödel-sayılaştırması” diye ad­ landırılan Gödel Kodu’nda sayılar, simgelerin ve simge dizilerinin yerine durur. Bu yolla sayılar kuramının her önermesi belirli simgelerin dizisi olarak bir Gödel sayısı alır; gönderimi sağlayan telefon numarası ya da trafik plaka­ sı gibi. Ve bu kodlama hilesi, sayı kuramı önermelerinin iki farklı düzeyde anlaşılmasına imkân verir: sayı kuramının önermeleri olarak ve sayı kuramı önermeleri hakkmdaki önermeler olarak.