Dünya büyüklüğünde; evleri, ağaçları, akarsuları yerli yerinde, eski dünyanın tıpkısı bir küre yapılmasını emretti. Ölüm cezası ile korkutularak o çağın bütün insanları bunun yapımında çalıştırıldılar. Tabii bu dünyayı üzerine oturtacak bir destek gerekiyordu. İşte bu gördüğünüz yıkıntı; o destekten başka bir şey değildir. Önce destek yapıldı, sonra dünya büyüklüğünde kocaman küre... Kürenin yapımı bittiğinde eski dünyanın üstünde ne varsa özenle taklit edildi. Elbette bunun için pek çok malzeme gerekliydi ve bunu dünyadan almaktan başka çare yoktu. Böylece yeni dünya büyüdükçe, eski dünya küçüldü. Sonunda, bitmesi için dünyadaki son taş da alınınca, yeni dünya eskisinin tıpkısı oldu. Tabii insanlar da oraya taşındılar. Fakat Marksentius Kommunus bütün uğraşlara karşın her şeyin eskisi gibi kaldığını görünce, harmanisini başına örttü ve çekti gitti. Nereye mi? İşte bunu kimse öğrenemedi.
Bugünkü dünya, sayın hanımefendi, yeni küredir.
Benim meziyetlerim de varmış, hiç bilmediğim, aklıma getirmediğim, kendimden bir başkasını sevebilirmişim... Bir benden başkasını özler, düşünür üzülürmüşüm.