Çok uzun süre ruh evinden uzak kalan her kadın, kaçınılmaz olarak yorulur. Bu doğal bir durumdur. Sonra benlik ve ruh duygusunu canlandırmak, derinleri gören ve okyanussal bilgilerine yeniden kavuşmak için tekrar derisini aramaya çıkar. Gidiş ve dönüşlerden meydana gelen büyük döndü, kadınların içgüdüsel doğasının içinde yankısını bulur ve kız çocukluğu, ergenlik, genç erişkinlikten başlayarak sevgililiğe, anneliğe, oradan ustalığa, bilgelik sahibi yaşlı bir kadın olmaya ve daha sonrasına kadar hayatları boyunca bütün kadınların yaratılışında varlığını korur.
Bizi bu dünyaya getirenleri denetleyemeyiz. Bizi büyütme tarzlarını etkileyemeyiz; kültürü bir çırpıda konuksever olmaya zorlayamayız. Ama iyi haber şu ki, zedelenmeden sonra bile, yabanıl bir durumda bile, hatta şimdiye kadar tutsak bir durumda kalmışsak bile, hayatlarımızı geri alabiliriz.
Kadınların sevincini tuzağa düşüren sorunların her zaman değişeceğini ve farklı kılıklarda görünebileceğini anlamalıyız; neyse ki, yüreğin zorunlu tüm eylemleri için gereken libido ve mutlak dayanma gücü kendi öz doğalarımızda mevcuttur.
Bir kadın, hayatını güzel, temiz ve küçük bir pakete tıkıştırırmış gibi yaptığı zaman, aslında sadece bütün hayati enerjisini gölgeye sokarak yay gibi germektedir. Böyle bir kadın, “iyiyim, ben iyiyim” der. Odanın diğer köşesinden ya da aynada ona bakarız. Biliriz ki, iyi değildir.