Aşka başımı eğmeseydim, ne bir inceliğim olurdu, ne şiire sahip olurdum. Önce yokluğu ile eğitti beni, sonra varlığı ile. Biri durmadan ötekine dönüştü, ikisi birden beni dünyaya ekledi: aşk ve şiir. Bütün hastalıklı esaretine karşın benim özgürlük duygusunu yaşadığım; hatta öğrendiğim iki olanak, iki varlık alanı. İnsan, sınırlarını ve gücünü bu iki olanakla öğreniyor ancak. Bize yalnız kendimizi değil başkalarını sevmeyi ve anlamayı öğreten, bir iç genişlikle dünyaya açan en özel serüven olarak görüyorum bu duyguyu. Öyle bir duygu ki, her insan öteki için, güzelliğin okulu olup çıkıyor. Bu okulun tek özelliği var, insan, eşiklerinden içeriye dizleri üstünde geçiyor. Ne diyordu Aragon: "Aşk, bize güç veren tek özgürlük yitimidir." Sanıyorum tersi de doğru bu sözün: Aşk, bize özgürlük veren tek güç yitimidir.