f

f
52 okur puanı
Kasım 2018 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Oysa biliyoruz ki dünya binlerce çiçekli bir kültür bahçesidir. Dünyamızdan bir kültürü koparırsak, dünyamızdan bir rengi, bir korkuyu, bir zenginliği yok etmiş oluruz.
Reklam
"Canlı kalmak" sözü bana bir ağacın büyümesini çağrıştırıyor. Acele etmiyor ağaç büyümek için; güneşini alıyor, köklerinden suya ulaşıyor, zamanı gelince yapraklanıyor, zamanı gelince yapraklarını döküyor ve yavaş yavaş büyümeye devam ediyor. Ekstra bir hız olmadan da yaşamı devam ediyor ve genişleyip büyüyor. Zaten biz en temel görevlerimizi yerine getirdiğimizde bile su gibi akmaya başlıyoruz. Olması gerekenler oluyor. Ekstra savaşmak, çırpınmak sadece tükenmiş bir ruha sebep oluyor... Ağaç uzarken dallarının nereye gideceğini bilmez, genişler. Belki zararlı bir böcek belki başka bir ağacın gölgesi denk gelecektir. Ama devam eder büyümeye, çünkü içinde büyümek yolu vardır.
Sayfa 182·Kitabı okudu
İnsana, insan acısına ilgi, insanın içindeki en derin duygulardan biridir. Bunu kör olası ben kulesine hapsetmemek her onurlu insanın işidir. İnsana, toprağa, çiçek açmış ağaca, kuşa, insan acısına, kötülüklere, kırılmış onurlara ilgi en güzel yaşamdır.
Sayfa 34·Kitabı okudu
Yeryüzüne Geri Dönüş
Dünyanın dijitalleşmesi, toptan bir insanileştirme ve özneleştirmeyle birlikte, yeryüzünün tamamen ortadan kaybolmasına yol açıyor. Onu kendi ağ derimizle kaplıyoruz. Bu nedenle de başkalarına karşı körleşiyoruz. ... Dijital sözcüğünün Fransızca karşılığı sayısaldır. Sayısal olan dünyayı gizemden, şiirden, romantizmden arındırır. Onun her türlü sırrını, her yabancılığını çalar; tanıdık, banal, güvenilir olana, 'bunu beğendim'e dönüştürür ve aynılaştırır. Her şey karşılaştırılabilir hale gelir. Dünyanın dijitalleştirilmesi karşısında, yeryüzünü yeniden romantikleştirmek, şiirini yeniden keşfetmek; ona gizemli olanın, güzel olanın, yüce olanın onurunu geri vermek acil bir gerekliliktir.
Başını eğmek istiyorsan sadece aşk için eğ ve kırıl
Aşka başımı eğmeseydim, ne bir inceliğim olurdu, ne şiire sahip olurdum. Önce yokluğu ile eğitti beni, sonra varlığı ile. Biri durmadan ötekine dönüştü, ikisi birden beni dünyaya ekledi: aşk ve şiir. Bütün hastalıklı esaretine karşın benim özgürlük duygusunu yaşadığım; hatta öğrendiğim iki olanak, iki varlık alanı. İnsan, sınırlarını ve gücünü bu iki olanakla öğreniyor ancak. Bize yalnız kendimizi değil başkalarını sevmeyi ve anlamayı öğreten, bir iç genişlikle dünyaya açan en özel serüven olarak görüyorum bu duyguyu. Öyle bir duygu ki, her insan öteki için, güzelliğin okulu olup çıkıyor. Bu okulun tek özelliği var, insan, eşiklerinden içeriye dizleri üstünde geçiyor. Ne diyordu Aragon: "Aşk, bize güç veren tek özgürlük yitimidir." Sanıyorum tersi de doğru bu sözün: Aşk, bize özgürlük veren tek güç yitimidir.
Sayfa 121·Kitabı okudu
Reklam