Van Gölü’nün ortasında, Akdamar Adası’nda yaşayan Tamara’ya bir kıyı delikanlısı âşık olur.
Geceleri göl karanlığa gömüldüğünde, Tamara elinde bir fenerle kıyıya ışık tutar; genç de o ışığı takip ederek soğuk suları yüzüp adaya ulaşırmış.
Bir gece, bu gizli aşkı öğrenen Tamara’nın babası feneri alıp kıyı boyunca dolaştırır. Delikanlı karanlığın içinde yönünü kaybeder. Dalgalar arasında tükenirken dudaklarından yalnızca şu söz dökülür:
“Ah Tamara…”
Rivayete göre göl, o gece bir âşığı yuttu; geriye yalnızca adı kaldı.
Ve “Ah Tamara”, zamanla Akdamar oldu. Bizlere de bu efsane kaldı...