Şimdi düşünüyorum da, kaybettiğim dengelerle bir Çin sirki kurulur, düşürüp kırdıklarımla camdan bir saray inşa edilirdi. Geceleri döktüğüm terle Taklamakan Çölü'nde göller açar, sabah susuzluğumla aynı göller kuruyup giderdi. Ettiğim küfürlerle koca bir neslin terbiyesini bozar, attığım yumruklarla dünyanın bütün halılarının tozunu alırdım. Ağlattığım kadınlarla hamamlar dolar, söylediğim yalanlarla yeni dinler kurulurdu. Unuttuklarımla yüz hafıza silinir, düşüp kalkmalarımla bin diz çürürdü. Bu otuz iki yıl boyunca yaktığım bütün canlarla cennet taşar ve elbet cehennem daralırdı.
Annesi yaşasa bir acısına üfleyeni olurdu elbet ama onun da hayatı doğduğu evde başlayıp doğurduğu ahırda bitmişti. Ne zaman ki kocası, üstüne 15 yaşındaki bir kızı kaçırıp bindirmiş, kadının tayini de ahıra çıkmıştı. Sonra da kadınlıktan emekli olup gitmiş, bir de adına Melek demişlerdi.
Hepiniz sağ olun! Sayenizde gözlerim açıldı ve bir insan olmadığımı anladım! Hatta açılan o gözlerimi, nasıl olsa gelecekte bir işe yaramayacakları için (çünkü göreceğimi gördüm!), yuvalarından söküp yemeye başladım. Tatları güzel. İkisi de protein ve umut dolu. 36 Etnik Unsur Mutfağına son derece uygun. Tavsiye ederim.