Damarları görene kadar bileklerini kestim.
Olağanüstü, mucizevî bir şey olmuştu.
Hiç oksijen kalmamış bu odada, akan kan siyahtı.
Simsiyah.
Önce korktum, geri çekildim, sonra gördüğüm bu olay karşısında kendimden geçtim. Bir tür nektar salgılayan bu vücudu hayranlıkla seyrettim. Bugüne dek hiç bu kadar güzel bir manzarayla
karşılaşmamıştım. Son derece saf, son derece gerçek bir tabloydu. Bu anoksiye bağlı basit bir morarmaydı,
ama benim gözümde, annemin vücudu içindeki kötülüğü dışarı atıyordu. Kötülük işte bu katran renkli siyah
sıvıydı. Bu kadının gerçeği -kötülük ve yalan- işte bu siyah kanda gizliydi.