Dua etmek, ilanı aşk etmek demekti. Yaradana olan sevdanı açık etmek. Aşkta korkuya yer yoktu, ya da çıkarcılığa. İnsan ki kainatın gayesiydi, kıymetli ve kadimdi, ona hiç bir şey haram değildi. Öyleyse insan ne kaynayan kazanlardan çekinmeli, ne huriler beklemeliydi, çünkü cennet de cehennem de, azap da sefa da yarın değil, şimdi; uzaklarda değil, buradaydı. Allah'tan korkmaya daha ne kadar devam edeceksiniz ? diyordu. Onu sevmek varken...
Okurken acımaktan ziyade, Mürşit için çaresizliği hissettim. Kitabı bitirdiğimde içimden derinlerden bir ah yükseldi... İbretlik ve anlatımı çok akıcı harika bir kitaptı.