Sonbahar, şairleri ağlatan, verem döşeklerine serilmiş nice peri yüzlü dünya güzellerinin çehrelerine benzeyen, ağaçlıklar arasında gezinirken ayaklar altında çıtırdayan yaprakların manasız ifadesiyle hikmet sahiplerini düşündüren bu hüzünlü mevsim yine geldi.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Hatırında mı? O gece ben sana kömürlükte aşkımı bildirirken bekçi "yangın var" diye bağırmıştı da sen "acaba nerede" diye kulak verir vermez, ellerini "sine-i sad pareme" götürerek yavaşça:
-- Burada! demiş idim. İşte gönül evimde o gece başlayan aşk ateşi, henüz sönmedi ve sönmeyecek de:
"Bu nar ile ben kabre girersem bilirim ki
Duzah tutuşur şule-i ah-ı elemimden"
Cahit ki bu hasta düzende sağlıklı bir kanserdi
Cahit ki haksızlığa karşı üreyen hücrelerdi.
Yorgun develer gibi çöktüğü Dormen şölenlerinde bile "Siz paranızı, ben kendi kendimi yerim," derdi.
Cahit zaten azalarak yaşayanlardan değil
Çoğalarak ölenlerdendi
Kibrit çakıyorsun karanlıkta badem çiçeklerini görmek için
Ve mart denizlerinde tedirgin bir çift sarnıç gemisi gözlerin
Bir iş açacaksın sen başımıza, yangın mı olur artık bahar mı