يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِنَّمَا الْخَمْرُ وَالْمَيْسِرُ وَالْاَنْصَابُ وَالْاَزْلَامُ رِجْسٌ مِنْ عَمَلِ الشَّيْطَانِ فَاجْتَنِبُوهُ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ
Ey iman edenler! İçki, kumar, tapınmak ve putlara kurban kesmek için dikilen taşlar, fal ve şans okları şeytan işi birer pisliktir. Bunlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.
Maide 90
Geçmiş, Sinyora, bana öyle geliyor ki, geçmiş zaman şimdiki yaşamınızda önemli rol oynamakta. Bir kral tanımıştınız ... Geçmiş günlerde bir kral yolunuza çıkmamış mıydı..?
Akşam yemeğimi Nicole ve Adoum'la birlikte yiyorum. Nicole bizzat tanıdığı, çok yetenekli ve ünlü bir heykelhraştan bahsediyor. Heykelhraş, koskocaman bir atölyenin içinde etrafı çocuklarla çevrili olarak çalışırmış. Mahallenin bütün çocukları onun arkadaşıymış. Günün birinde belediye ona, şehrin meydanlarından birine dikmek için büyük bir at heykeli sipariş etmiş. Bir kamyon, devasa bir granit bloğu onun atölyesine getirmiş. Heykeltıraş bir merdivene çıkıp çekiç ve keskiyle taşı yontmaya başlamış. Çocuklar onun çalışmasını izliyorlarmış. Derken çocuklar tatillern geçirmek üzere dağlara ya da deniz kıyısına gitmişler. Geri döndüklerinde heykelhraş onlara atın bitmiş halini göstermiş. Çocuklardan biri, fal taşı gibi gözleriyle ona sormuş:
"Peki ama... O taşın içinde bir at olduğunu nereden biliyordun?"
Dişleri sinirden ve utançtan tıkırdıyordu. Herkes soyunmuştu, yüzlerce kişi korku ve soğuktan titreyerek öylece duruyordu. Kâbus gibi bir manzarada gözleri fal taşı gibi açılmıştı ve çeneleri titriyordu. Genç, yaşlı, şişman, zayıf kadınlar, küçük erkek ve kız çocukları birlikte durmuş bundan sonra ne olacağını merak ediyordu.
Hititler hastalıkları için yalnız Tanrılara yakarıp, sihirlerle iyi etmeye çalışmıyorlarmış; onlara karşı şifalı otlar da kullanıyorlarmış, ama hastalıkların nedenini fallarla öğrenmek istedikleri gibi, kullanılacak otları veya ilaçları da yine fal ile, "acaba şu hastalığa bu ot iyi gelecek mi?" diye sorarak saptamaya çalışıyorlarmış.