Ona iyice sokuluyorum, öpecek kadar yakınına. Gözleri fal taşı gibi açılıyor. Yüz ifadesinde panik ve ihtiras iç içe. Birinin üstünde tahakküm kurmak baş döndürücü bir his. Hele ki duyguları olduğuna asla ihtimal vermediğim Cardan üstünde.
"Beni sahiden arzuluyorsun," diyorum, kesik kesik soluğunun sıcaklığını hissedecek kadar yakındayım. "Ve bundan nefret ediyorsun."
İbrahimlə Yaqub Elə inanırdılar, çünki El onların hər ikisinə xidmət edirdi; oturub onun mövcudluğunu sübut etmədilər: El fəlsəfi mücərrədlik deyildi. Mana qədim dünyada həyatın mühakiməsiz faktı hesab olunurdu, əgər Tanrı öz dəyərini fəal şəkildə bildirsəydi, o zaman özünü sübuta yetirmiş olacaqdı.
Meşrutiyet Caddesi'nden Mithat Paşa'ya sapmak üzereyken kan kırmızı bir Vosvos hızla geçti yanından. Gözünü bir süre ayıramadı, Berna küçükken kırmızı Vosvosları sayıp fal tutardı. Galiba gündüz doksan dokuz tane kırmızı Vosvos sayıp, gece de yatmadan on tane yıldız sayarsan dileğin gerçekleşiyormuş. Ne acayip bir fal, şimdi kimse tutamaz, kırmızıyı bırak, o kadar vosvos kaldı mı yollarda?
Meselemiz sürüngen!
Devingen olmayan sürüngen hem de!
Tasdiknameyle takdirnameyi aynı anda alan bir çeşit!
Sabah ezanını İstanbul'da ilk uyanan martılar okuyor, ben şahidim!
Bir zamanlar şah idim, şimdi ah oldum!
diye eyvahlarur ya sarhoş mücahit
Kendime dönsem sana dönerim,
sen dönsen ahir dönse
Kurtlar utansa, gezegendeki tüm sokaklar aniden cadde ilan edilse
Herkes şair olsa mesela, ya da muhacir
Bir fal açsam dimağ desem
Bir dimağ açsam günaydın desem
Eşitlik isteyenlere karışıp halk olsam
Halk isteyenlere kızıp bir boka yaramaz halt olsam.