“Beni buraya neden getirdin?” diye fısıldadı. “Neden?”
Ciri ona döndü. Elini kaldırmasıyla birlikte sihirbaz kadın, kızın avuç içindeki yaşam çizgisinden el bileğine doğru akan kanı fark etti.
“Bu bir gül,” dedi kız sakince. “Shaerrawedd gülü. Dikeni elime battı. Sorun değil. Kan yalnızca. Elflerin kanı...”
Ciri benim kadar sizin de ödünüzü kopardı. Gündüz düşlerine çekildi, kehanetlerde bulunmaya, geleceği görmeye başladı, alanını genişletti —üstelik bunların hepsini benim kadar duyumsuyorsunuz. Yemekte onu izlediğim sırada, içgüdüsel ve psikokinetik olarak bir şeye ‘uzandı’ ya da irade gücüyle bir çinko kaşığı büktü. Düşüncelerinizde sorduğunuz bir soruya, hatta düşüncelerinizde bile sormaya cesaret edemediğiniz bir soruya yanıt verdi. Sizin de içinizi korku sardı. Sürprizinizin sandığınızdan daha sürprizli olduğunu fark ettiniz.
Kaer Morhen’de oluşunun nedeni buydu. Kaer Morhen’de Witcher’a dönüştürmek istedikleri sarışın küçük kız. Gerçek bir Witcher yapacaklardı onu. Kendileri gibi bir cinayet makinesi.
“Kimdir bu çocuk, Kurt? Kim bu kız?”
“O benim...” Geralt durup kaldı. Kız onun güçlü ellerini omuzlarında hissediyordu. Derken korkusu ansızın kayboldu. Sırra kadem basmıştı sanki o duygu. Hışır hışır yanan kızıl ateşten bir sıcaklık yayıldı. Yalnızca sıcaklık. Siyah siluetler dostların siluetleriydi. Hamilerin siluetleri. Parlayan gözlerinde merak vardı. Kaygı. Bir de huzursuzluk...
Geralt’ın elleri omuzlarını daha da sıkı sardı.
“O bizim kaderimiz.”