“Senden ayrılıncaya kadar bilmiyordum seni sevdiğimi. Aşk için ayrılık, ateş için rüzgâr neyse odur demiş ya biri, boşuna değilmiş bu; küçük bir aşkı söndürebilir ayrılık ama büyük bir aşkı daha güçlü alevlendirir.”
yaz; mecalsiz varlığını tepelerin arasından yavaş yavaş çekerek, vadilerin morunu daha da koyulaştırarak, azalan güçlerinden ve doymuş esrimelerinden kendine puslu bir kefen örerek, ömrünü doldurmuş ve iyi yaşamış olmanın verdiği sakin hoşnutlukla, yavaş yavaş ölüyordu.
“Benim sevgili masam,” dedi, “seninle ne kadar mutlu saatlerimiz geçti. Aslına bakarsan, bana iyi bir arkadaş oldun. Beni hiç yarı yolda bırakmadın, ret vermedin, aşırı çalıştım diye asla şikayetçi olmadın.”